Gönderi

Puan vermedi·440 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 14 Mart 2026 16:49
Bazen bir kitap bittiğinde sadece bir hikâye okumadığını anlarsın; sanki kendi hayatının içinden bir kapı açılmıştır. Ayfer Tunç’un Annemin Uyurgezer Geceleri tam olarak böyle bir roman. Zamanın insanı nasıl yavaş yavaş aşındırdığını hatırlatıyor. Geçmişin, insanı hem hayata bağlayan hem de en zayıf yerinden yakalayan o tuhaf gücünü… “Unutmak insan beyninin hayatı sürdürebilmek için bulduğu en muhteşem çözümdü.” Roman, Şehnaz’ın hayatına bakışıyla açılıyor. Annesi ve anneannesiyle yaşayan bir kadının, geçmişle hesaplaşmasını okuyoruz. Bir gece annesinin uyurgezer olduğunu fark etmesiyle ise hikâye bambaşka bir yere evriliyor. Çünkü o geceden sonra yalnızca bir uyurgezerlik değil, yıllarca saklanmış aile sırları da ortaya dökülmeye başlıyor. Bir yanda otuz yıla yayılan, aşk sandığı ama zamanla bağımlılığa dönüşen bir ilişki… Diğer yanda kuşaklar boyunca taşınan kadın hikâyeleri, aile yaraları ve sessiz acılar. Roman ilerledikçe insan şu gerçekle yüzleşiyor: Bazen yaşadığımız hayat gerçekten bizim seçtiğimiz hayat değildir. Üzerimize biçilmiş hayatların içinde yaşamaya çalışırız. “Aşk hatıraları demli çay gibidir; ilk bardağın tadına doyulmaz ama her hatırlayışında demliğe su çekersin.” Bu kitap yalnızca bir aşk hikâyesi değil. Bir kadının kendini, geçmişini ve ailesini yeniden anlamaya çalışmasının hikâyesi. Ve en çok şu düşünce kalıyor akılda: Herkesin taşıdığı bir varoluş hikâyesi var. Ve bazen insanın sırtında taşıdığı yükleri kimse bilmiyor. Benim için hem duygusal hem düşündürücü hem de çok sarsıcı bir romandı. Ayfer Tunç’un anlatım gücü yine insanı hikâyenin içine çekiyor. ⸻ Sizce insan gerçekten geçmişinden kurtulabilir mi, yoksa hep biraz uyurgezer mi yaşar hayatını?
Edebiyat
Annemin Uyurgezer GeceleriAyfer Tunç · Can Yayınları · 20266,9bin okunma
·
47 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.