Yeşilçam tadında, Türk aile yapısının gerçekliğini dibine kadar hissettiğim bir kitaptı. Hikâye temelde Mazhar, Nazan, Haldun ve Hacer Hanım arasında geçiyor.
Mazhar aile hayatından oldukça bunalmış, kendine çıkış yolları arayan bir karakter. Nazan ise “vur ensesine al ekmeğini” tarzında daha pasif bir karakter olarak çizilmiş. Hacer Hanım ise neredeyse tüm kötü kaynana stereotiplerini unutturacak cinsten.
Bir takım aile içi çatışmalardan sonra “el kızı” yani Nazan’ın Mazhar’la boşanmasıyla olaylar silsilesi başlıyor. Nazan nereye savrulsa oraya gidiyor; Mazhar ise kendine yeni bir hayat kurmaya çalışıyor.
Kitabı okurken baskın duygum öfkeydi. Kadının toplumdaki yeri o kadar gerçekçi anlatılmış ki sinirlerimin bozulmaması imkânsızdı. Dili oldukça akıcı ve yalındı; bu sayede kitabı neredeyse hiç ara vermeden okudum.
Kurgu olduğunu bilmeme rağmen o eski dönem filmi havaları yer yer fazla geldi. Ama buna rağmen keyifli bir kitaptı.