Puan vermedi·112 syf.····Okunma: 22 Aralık 2004 08:36 Ömer Seyfettin – Kaşağı
Çocukken okuduğum, ama aradan yirmi yıl geçmesine rağmen özünü hâlâ hatırladığım bir hikâye: bir çocuğun çektiği vicdan azabı.
Detayları siliniyor zamanla. Mekân, sahneler, diyaloglar… Ama bazı duygular kalıyor. Kaşağı benim için tam olarak böyle bir metin. Çocuk aklının yaptığı küçük bir hatanın, yalanın ya da suskunluğun, nasıl ağır bir iç yük hâline dönüştüğünü anlatıyordu. O yaşta tam olarak kavrayamasam da içimde bir sıkışma hissi bırakmıştı.
Bugün dönüp baktığımda, Ömer Seyfettin’in aslında çok basit bir olay üzerinden çok derin bir ahlaki meseleye temas ettiğini görüyorum: Vicdan. Dışarıdan bakıldığında küçük görünen bir davranışın, insanın içinde nasıl büyüyebileceğini gösteriyor. Ceza, dayak ya da otorite değil; asıl yakıcı olan şeyin insanın kendi iç sesi olduğunu hatırlatıyor.
Belki de bu yüzden unutulmuyor. Çünkü çocukken okuduğumuz hâlde bize bir duygu bırakıyor. O duygu da yıllar sonra hâlâ hatırlanabiliyor.
Bazı hikâyeler ayrıntılarıyla değil, bıraktığı iz ile kalıyor. Kaşağı benim için tam olarak böyle bir metin. Vicdanın ağırlığını ilk kez hissettiren hikâyelerden biri.