7/10
·192 syf.··
2026 9. kitabı
Zülfü Livaneli aşk ve sevginin tabanında olduğu, bunlara beklemenin hükmettiği, zorlu siyasi iklimin kendini gösterdiği yeni romanı ile karşımızda... "Bekle Beni", yazarımızın yeni romanı olmasının yanında, yer yer otobiyografiközellikler de taşıyor. Livaneli, eserinde ana odağına 1968 kuşağını ve "fikir suçu" kavramını alıyor. Okuma-yazma bilmenin, düşünmenin bile suç sayıldığı ve hükümete karşı olan en ufak davranışın bile affedilmediği yıllardan söz ediyoruz. Bu dönemde yapılanlar için bir mantık aramak mümkün değil. Tutuklananlar büyük bir acı ve belirsizlik içinde oldu gibi, asıl kederi geride kalan aileler yaşıyordu. İşte Zülfü Livaneli, ana karakterleri Leyla ile Selim'in arasına böyle bir siyasi çerçeve yerleştiriyor. Aşkın en büyük direniş olduğu gerçeği, iki aşığın satırlarında tekrar canlanıyor. Ana temanın aşk ve beklemek olduğu bu eserde, bana göre Zülfü Livaneli ters köşe yapıyor. Onun anlatımında beklemek, "özlemek, belirsiz bir süreyi çok çok özleyerek geçirmek" anlamına geliyor. Livaneli'nin gözünde aşk ise, tüm o sevgi seli ve çiçekli halinden sıyrılarak "sınavlardan geçmek, dayanabilmek" demek oluyor. Bu kelime oyunlarını ve kurguya etkisini okurken daha rahat anlamlandırabiliyorsunuz. Eserde yalın bir üslup kullanılıyor, sürükleyici gidiyor. Mektup tekniğinden fazlasıyla yararlanılıyor. Leyla ve Selim, onlarınki 17 yaşa, lise yıllarına dayanan bir aşk hikayesi... Selim ilk görüşte Leyla'ya aşık olur. Hislerini anlatan bir mektup yazar, arkadaşı Leyla'ya teslim eder. Bir mektup daha yollar. Sonrasında pastanede göz göze geldiklerinde, onların kaderi çoktan çizilmiştir. Okullar biter, iş bulunur evlenirler. Kızları Zeynep doğar. Çift birbirlerine tutkuyla bağlanırlar. Selim'in askere gidişi, değişen kaderlerinin başlangıcıdır. Askerlik bitip geri döndüğünde mutlu aşkları kaldığı yerden devam eder. Selim, yazarlık kariyerini devam ettirmeye karar verir. Hükümetin aleyhinde söylemlerde bulunur, hedef alınır. 1971 Darbesi'nde sabah evi basan polisler tarafından tutuklanır. Selim hapishanede ailesi için umutla dayanmak zorunda kalır. Çift, aralarına hapishane de girse mektuplaşmaya devam eder. Yazmak, onlar için önemli bir sevgi dilidir. Selim, işkenceden kaçmanın yolunu da bulur. Hapishane günlerinin ardından, zorunlu Stockholm günleri başlar, ailesi yine yanında değildir. Burada da sorgulamalar başlar, ancak özgürlük ve mutluluk için son sınavdır.
Edebiyat
Bekle BeniZülfü Livaneli · Can Yayınları · 202518,3bin okunma
··
370 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.