Gönderi

8/10
·150 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 12 Mart 2026 09:17
Kitap, Juan Preciado’nun annesinin ölüm döşeğindeyken ona verdiği bir vasiyetle başlıyor. Annesi, yıllardır görmediği babası Pedro Páramo’yu bulmasını ister. Bunun üzerine Juan Preciado, babasını bulmak için Comala köyüne gider. Ancak köye vardığında her şey giderek tuhaflaşır. Konuştuğu insanlar bir süre sonra yok olmaya başlar. Okudukça anlıyoruz ki Comala’da yaşayanlar aslında yaşayan insanlar değil, geçmişin hayaletleri ve fısıltılarıdır. Kitap boyunca ölümle yaşamın iç içe geçtiği, oldukça farklı bir atmosferle karşılaşıyoruz. Bir yandan Juan Preciado’nun yolculuğunu okurken, bir yandan da köylülerin anlattıklarıyla Pedro Páramo’nun geçmişini ve köyde bıraktığı izleri öğreniyoruz. Açıkçası bu kitabı sevip sevmediğime karar vermekte zorlandım. Romanda zaman sürekli kırılıyor; geri dönüşler, iç monologlar ve bilinç akışı gibi farklı anlatım teknikleri iç içe kullanılmış. Okurken sık sık “Şu an kim konuşuyor?” diye düşünüp bazı sayfaları tekrar okuduğum oldu. Kısa bir kitap olmasına rağmen düşündüğüm kadar kolay bir okuma değildi benim için. Okurken gerçek ile rüya, yaşam ile ölüm birbirine karışıyor; zaman kavramını kaybediyorsunuz. Bu eser aynı zamanda büyülü gerçekçilik akımının öncülerinden biri olarak kabul ediliyor. Hatta Gabriel García Márquez’in Yüzyıllık Yalnızlık romanına esin kaynağı olmuş bir kitap. Ben büyülü gerçekçilik türünü sevsem de bu kitap benim için biraz zorlayıcı bir okuma oldu. Bu yüzden kitap hakkında kesin bir yargıya varamıyorum. Belki de ilerleyen zamanlarda ikinci kez okumam gereken bir kitaptır. Herkese kolaylıkla önerebileceğim bir kitap değil ama büyülü gerçekçiliği seven ve zor okumalardan hoşlanan okurlar için ilginç bir deneyim olabilir. Keyifli okumalar...
Pedro ParamoJuan Rulfo · Doğan Kitap · 20192,257 okunma
9 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.