Gönderi

Puan vermedi·520 syf.··
2026 18. kitabı
#NadiaHashimi #AyDüşerken #ArkadyaYayinlari Merhaba sevgili okur arkadaşlarım 🪽 Sizlere Nadia Hasmini'nin kaleminden; bir annenin kavgasını, bir vatanın sızısını en rafine şekilde işleyen "AY DÜŞERKEN" eseri ile geldim.. Bazı hikâyeler vardırki, kapağını kapattığınızda bile karakterin nefesini ensenizde hissederken, ruhunuzun bir köşesinde zaman aşımına uğramaksızın yankılanmaya devam eder.. Ay Düşerken, sadece bir mülteci hikâyesi değil; aidiyetin, kayboluşun ve her şeye rağmen kök salmanın yakıcı bir anlatısı da aynı zamanda. Fereiba’nın hikâyesi de tam olarak böyle. Daha kitabın en başından bir yenilgiyle mühürlenmiş satırlar karşıladı bizleri.. "Kaderim, doğduğum gün kanla mühürlenmiş. Ebeler kordonu kesti ve annemi, bana karşı herhangi bir yükümlülükten kurtardı. Benimki pembeleşirken onun bedeni soldu. Ben ağlamayı öğrendiğimde annemin nefesi kesildi." Hayata bir anne sıcaklığından, bir anne sevgisi ve şevkatinden mahrum, 1-0 eksik başlayan bir kadının; Afganistan’ın karanlık gölgesinde, duyarsız bir babanın ve üvey bir annenin yanında tırnaklarıyla kazıyarak var olma mücadelesi bu.. Ancak onun için asıl yıkım, Taliban'ın karanlığı yuvasına çöktüğünde, kocası Mahmood’un trajik kaybı güvenli sandığı yuvasını paramparça ederken , Fereiba için gitmek bir seçenek olmaktan çıkıp, çocuklarının nefes alabilmesi için tek yola dönüşür.. İşte o an insan, en çıplak gerçekle yüzleşiyor. Yazarın altını çizerek vurguladığı gibi: ‍"İnsanın; yurdunu terk etmesi kolay değildir, hele de önünde kapalı kapılar varsa ." Kim; bir sabah uyanıpta tüm anılarını, elinde tuttuğu bir bavula sığdırıp meçhule yürümek isterki ‍ Vatanı terk etmek, sadece bir toprağı değil, bir kimliği, bir geçmişi ve tüm köklerini geride bırakmaktır. Öyle değil mi Bu yolculuk sadece fiziki sınırlarla sınırlı değil; ruhsal bir göçte olmuştur aynı zamanda. * * * * * * * * * Kitapta beni en çok sarsan kısımlardan biri de ; Çocukların bir gecede büyümek zorunda kalışının ardından, Saleem’in babasız geçen günlerde bir yetişkinin yükünü omuzlaması ve hemen ardından gelen o can yakıcı , yürekleri dağlayan sorusu oldu: "Babam geri gelecek mi" Yazarın da dediği gibi; "Bu bir çocuğun sorusu değildi. Yarından ne bekleyeceğini bilmesi gereken genç bir insanın sorusuydu." Henüz ana kuzusu iken, babasız büyüyen her erkek çocuğu gibi Saleem de bir babanın rehberliği olmadan, hayatın sert rüzgarlarıyla katılaşan bir yetişkin oluyordu, an be an... "Babam yaşasaydı hayat farklı olurdu," cümlesindeki o derin sessizlik, aslında dünyanın tüm yetim çocuklarının ortak sloganı , ortak lügatı değil midir ki Coğrafya kaderdir, sevgi ise direniştir diyen yazar; Afganistan’da kadın olmanın, çocuk olmanın ve en zoru da "insan" kalabilmenin ağırlığını biz okurlarına hissettirirken, dünyanın her yerinde göçmenlere bakarken ,bir kuru yaprak gibi savrulan hayatlarını izlemek ne kadar da can yakıcı oluyor Onlar da bir zamanlar kökleri olan, evleri olan insanlardı, oysa ki .. Fereiba için ise bu "ailenin yanında olmak, yeniden kök salma olasılığını hissetmek" demekti ve ekliyor; "Kader her şeyi sonunda düzeltecekti fakat iş bittikten, gözyaşları döküldükten ve uykusuz gecelere katlandıktan sonra." * * * * * * * * * Hikayenin sonu havada ve ucu açık kalsada, hatta eksik hissettiriyor olsada şöyle bir baktığımızda hayatın kendisi de öyle değil mi zaten Fereiba ve çocuklarının bu mücadelesi, dünyanın neresinde olursanız olun hep tanıdık. Mülteci nefreti ve sınıf ayrımcılığı.. Roller aynı, sahne farklı.. Okurken yer yer nefesimin kesildiğini hissederken, bazı satırlarda ise kendi aksimi gördüğüm bu katmanlı eserde, siz nerede kendinizden çok şey bulacaksınız.. Bir sonraki durakta, başka bir hayatın sayfalarında buluşmak dileğiyle... Sevgiyle ve direnen bir ruhla kalın
Edebiyat & Roman
Ay DüşerkenNadia Hashimi · Arkadya Yayınları · 2024525 okunma
·
106 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.