Kuzeye Giden İnce Yol — Matsuo Bashō kitap yorumu
Bashō'yu merakla açtım. Şubat'ın en büyük hayal kırıklığı oldu.
Mükemmel geçen Ocak'tan sonra Şubat'ta kitaplar biraz tutmuyor üzerimde. Sırça Fanus psikolojimi paramparça etmişti — bu sefer tam tersi: hiç dokunmadı.
"Bir karakterin zihninde kaybolmak istiyorum — onun şüpheleriyle, korkularıyla, karanlık köşeleriyle. Bu kitapta yalnızca isimsiz köyler ve tapınaklar var. Ben neredeyim burada?"
Kitabın konusu şu: Matsuo Bashō, 1689'da Japonya'nın kuzeyine 156 günlük uzun bir yolculuğa çıkıyor. Maddi dünyadan uzaklaşmak, ruhani farkındalığını artırmak istiyor. Kitap bu yolculuğun notlarından oluşuyor: köyler, tapınaklar, doğa gözlemleri... Her durakta bir haiku. (5-7-5 hecelik Japon şiir türü)
Neden beklentimi karşılamadı?
Bashō'nun metni dışarıya bakıyor — doğaya, yola, anlık gözleme. Ben içeriye bakmak istiyorum. İçsel çatışma, zihinsel kazı, ruhun o karanlık kıvrımları... Hiçbirini bulamadım. Haikulardan da tat alamadım; belki çeviri sırasında kaybolmuş, belki bu tür bana göre değil.
Kitap okurken "bir karakterin zihninde kaybolmak istiyorum ama bunu bulamıyorum" diye hisseden birini tanıyorsan bu gönderiyi at ona — tam onun duygusu bu.
Hakkını teslim etmek gerekirse:
Kısa ve akıcı, ~100 sayfa, bir günde biter. Sade şiirsel gözlemleri ve doğa betimlemelerini sevenler için güzel bir deneyim olabilir. Ama bu sefer o okuyucu ben değildim.
Puanım: 2.5/5
Her kitap herkese hitap etmiyor — ve bu kitabı sevmediğim halde bitirdim, çünkü her okuma bir deneyimdir.
Siz de bir kitabı bitirip "neden okudum?" diye sordunuz mu? Yorumlara yazın
Kuzeye Giden İnce YolBaşo (Matsuo Bashō)