"Çocukken ne yaşadıysan yaşamış ol, ne kadar çok yaran olursa olsun ve canın ne denli acımış olursa olsun... Tüm bu yaraları ve acıları yüreğinin ortasına saplanmış kırık bir broş gibi taşımaya ve bir miras gibi çocuğuna aktarmaya mahkûm değilsin! İyileşebilir ve değişebilirsin. Çünkü unutma ki, SEN ANNEN DEĞİLSİN!"
Geçmiş neden geçmez?
Ne oluyor da geçmişin izleri sanki daha bu sabah yasanmis kadar taze kalabiliyor? Eş seçimi, iş seçimini hatta arkadaş tercihlerimi dahi etkileyebiliyor?
İşte bütün bu soruların cevabı bu kitapta öyle güzel yanitlanmis ki... Eğer izin verir ve yönetmeyi bilirsek 'geçmişin acıları ' sadece 'geçmişin acıları' olarak kalır.
İnsanı yormayan oldukça sade ve akıcı bir dili var. Hayattan örneklere yer verilmiş ve okurken bir çok yerde aa bu ben demeden edemedim. Bir kaç yerde tekrara girmiş ama çok da problem teşkil etmedi. İlk yarısı çocukluk travmalari ve bunun geleceğe etkisiyle ilgili. Diğer yarısı da bunları nasıl iyilestirip gelistirebilecegimize dair çalışmalarla dolu.
**Çocuğuma bağırmak istemiyorum ama kendimi bir türlü tutamıyorum.
**O kadar basit şeylere öfkeleniyorum ki, sonra günlerce vicdan azabı çekiyorum.
**Genç kızken ‘anneme benzemek istemiyorum’ diye ağlardım. Şimdi bakıyorum, aynı annem olmuşum!
**Çocuğum ağladığında çok öfkeleniyorum.
**İçimde nedenini bilemediğim bir öfke var.
**Ne yaparsam yapayım anne olarak kendimi hep yetersiz hissediyorum.
**Hayatımıza zehir gibi sızan bu cümlelerin nedenini keşfetmeye hazır mısınız?O halde toparlanın, çocukluğumuza gidiyoruz!
Neden öfkeliyiz, neden yetersiz hissediyoruz, çocuğumuzun ufacık yaramazlıklarına neden kocaman tepkiler gösteriyoruz, içimizde bir türlü dolmayan bu boşluk hissinin kaynağı ne? #Bağırmayananneler kitabının yazarı Uzman Aile Danışmanı Hatice Kübra Tongar hepimizi iç çocuğumuzu bugüne doğurmaya davet ediyor.