İnce Memed 1 , öyle kuru kuru okunacak bir kitap değil kardaş:) insanın içine işleyen, yüreğini dağlayan bir hikâyedir. Yaşar Kemal bu kitabı yazarken sanki Çukurova’nın sıcağını, toprağın kokusunu, köylünün ahını almış da satırlara dökmüş.
Bu Memed, öyle sıradan biri değil. Daha ufacıkken zulmü görmüş, ağanın elinde inim inim inlemiş. Hani derler ya “kulun ahı çıkar bir gün,” işte o hesap. Memed de dağa çıkar, zalimin karşısına dikilir. Ama bu öyle eşkıyalık değil ha; haksızlığa başkaldırıdır, yoksulun sesi olmaktır.
Kitapta Abdi Ağa diye bir zalim var ki, Allah kimseyi o zalımın, nankörün, itin, namussuzun eline düşürmesin. Köylünün iliğini kemiğini sömüren cinsten. Memed’in derdi de tam burada başlar zaten. Bir bakarsın içinden “ulan yeter be!” diye bağırmak gelir.
“Zulmünan abad olanın, ahiri berbat olur.”
Doğa desen ayrı bir âlem… Dağlar, ovalar, ince ince esen yeller… Sanki kitap değil de gözünün önünde bir film akar. İnsan okurken kendini Çukurova’da hisseder; ayağına diken batar gibi olur, güneş tepene vurur gibi.
Kısaca kardaş, İnce Memed bir yiğidin hikâyesidir ama asıl mesele yiğitlik değil; adalet, başkaldırı ve insan olma derdidir. Okuyanın yüreğine bir ateş düşürür, kolay kolay da sönmez.
Ben şimdi serinin devamında neler olacak diye merakla okuyorum; bakalım bu Memed’in yolu nereye varacak, zulmün hesabı nasıl sorulacak… içimde bir heyecan, bir sabırsızlık, sayfaları çevirip duruyorum :))