Gönderi

9/10
·311 syf.··
2025 31. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 13 Aralık 2025 06:07
Kitap iki ana bölümden oluşuyor. İlk bölümünde, önsözde de bahsi geçen malum olayın nasıl gerçekleştiği anlatılıyor. Hem de olağanüstü bir üslupla! Bu, büyük bir dikkat isteyen, kopmanıza hiç tahammülü olmayan, bol bol zamanda ileri geriler yapan, inanılmaz özgün bir üslup. İlk başlarda hafiften zorlasa da, kaptırıyor insan kendini kısa sürede çünkü bambaşka bir akıcılıkla karşı karşıyasınız! İkinci bölümdeyse, artık o malum olayın açıkça dillendirildiğini görüyoruz ilk kez ve sonrasında gelişen olayları öğreniyoruz. Burada da benzeri bir üslup devam ediyor ama ton ve renkler bariz bir şekilde değişiyor. Zamandaki kırılmayı ve mekandaki değişimi hissediyorsunuz. Kitabın ne kadar başarılı bir eser olduğunu net şekilde ortaya koyan özelliğiyse bence şu: kitaba başlarken biz önsözünü okuyanlar, aslında o malum olayın ne olduğunu biliyoruz. Kitabın önsöz yazısında bizzat yazar, ne olduğunu açıkça anlatıyor en baştan malum olayın. 1850’lerin ABD’sinde gerçekten yaşanmış olan bu akıl almaz olay, yazarımızı öyle etkiliyor ki, bu kitabı yazmaya karar veriyor. Biz okurlar, tıpkı Gabriel Garcia Marquez ’in Kırmızı Pazartesi ’sinde olduğu gibi, aslında olacakları en başından biliyoruz ama yine de okuyoruz, soluksuz. Her bir karakter öyle derin, öyle gerçek ki, ete kemiğe bürünüyor… Bu bana, biraz da şunu düşündürüyor: sanat tam da bu değil midir zaten, ne sanat üreticisinin ne de tüketicisinin umurunda olur varılacak yer, yoldur, yolu nasıl yürüdüğün, yolda neyi nasıl yaptığındır mühim olan. Sevilen, bir edebiyat harikası olduğunu bu bakımdan da kanıtlıyor bana göre. Yalan yok, özellikle ikinci bölümde bir noktadan sonra ağır geldi okuduklarım, hazmedemedim bir süre. Ders kitaplarında okuduğum Amerika’daki kölelik gerçeğinin canlı-kanlı insanların hayatına yansımasına bu kadar yakından tanıklık etmek giderek ağırlaştı göğsümde. Tarihi gerçekler mümkün olduğunca duygudan arındırılmış, somut olaylar üzerinden ilerler. Yani bir kölenin kırbaçlandığını, alınıp satıldığını söyler mesela ama kırbaçlanan ve alınıp satılan bir kölenin ne hissettiğini, tüm bu gerçeklerin ruhunda ve kişiliğinde ne gibi kırılmalar oluştuğunu anlatmaz. Anlatamaz. Okuyanın algı ve empati kapasiyle sınırlı kalır bu “detaylar.” Tarihi gerçeklere dayanan iyi bir kurguda ise bu karanlıkta kalan detayların da aydınlanabilmesi, bir nebze olsun dile gelebilmesi mümkünleşir. Ve bu sayede okuyan kişinin algı ve kapasitesi kaçınılmaz bir biçimde genişler. İşte Sevilen, bize Amerika Birleşik Devletleri’ndeki kölelik özelinde bunu yaşatıyor. Yani evet, bir kurguydu bu kitap ama hayır, bir o kadar da gerçekti aynı zamanda, bunu çok iyi biliyordum. Ve bittiğinde tüm ağırlığına, zorluğuna rağmen, üzüldüm. Bir çeşit boşluğa düştüm. Vedalaşmakta zorlandım burada tanıştığım herkesle… En çok da Sethe ile… Çok etkileyici bir kitap Sevilen. Amerika Birleşik Devletleri’ndeki kölelik üzerine minicik bir merağınız varsa, her masada olan bu dev ülkeyi ve nüfusunun önemli bir kısmını oluşturan siyahileri daha iyi anlamak istiyorsanız iyi bir fikir olabilir. Hatta, biraz daha derine inmek isterseniz, kurgu dışı bir şeyler mesela, yine Sevilen’in yazarı Toni Morrison’ın The Black Book isminde tarihi bir derleme kitabı varmış, onu da söylemiş olayım. Tercih edeceklere şimdiden keyifli okumalar dilerim.
SevilenToni Morrison · Sel Yayınevi · 20231,937 okunma
·
22 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.