Vakti Vifak: Üç Akça
Seni gördüler o köşede Kıvrılıyordun kendi içine Ben de elmaların düşüşünü tek tek izliyordum. Koptuğunda her biri acıyorsa dalın canı Belki de hikaye o son vuruşta yeni başlıyordu Düşüyordu, meyvelerim tutamadığım yerlerden. Sen yumuyordun gözlerini dolanıyordun kendine O zamandı üçü birden, sardı etrafını Gözlerin usulca açıldı Nasıl oldu da tanımıştın onları, görmeden. Tanımıştın o batıni ziyaretlerinden Ötelerden... Entarisi akça üç ihtiyar varla yok arası İçlerinden biri, en heybetlileri, kocaman gövdesi ve dinç gülüşüyle külçe külçe çıkardı. Şu dağların ve taşların bütün zenginliğini Evler, minareler, kervanı gani şehirler pırıl pırıl bir yaşamın panaroması geçti gözünden Bir noksanlık... Bir tuhaflık sezinledin öyle ki içini bulandırıyordu bu kusursuz seyir Bir diğeri, damarları gözüken şeffaf teni, pek kibarca elleri ve suskunluğa yeminli havaya yavaşça üfledi Nasıl bir rayiha ki büyüdü gözlerindeki o kara delik büyüdü içindeki körlük aklının ucunda, o kokununun sahibi Ah bir gelse adı bulmak için bir koyulsan yollara Sen yine kapanırken dünyaya Üçüncüsü Bir korku silsilesi, bir telaş Karanlık gölgeler çökmüş yüzünde bir sorgunun uçurumu gözleri Çürük elmaların ağıdı ve o ekşi koku sinmiş Uzanıyor elleri hem davetkar hem şüpheli Seni alıp da gitmeye meyilli Fırlattım sevdiğim o elmaları bir kenara Kimini ezerek koşturdum Bir ses bıraktım sana Kısık biraz dünya vardı içinde biraz da çekingen çağır beni, o faslı muhabbete ve tanıştır kozanın ipeğiyle Ötelerin, zuhur etsin Bir elini ben tutayım bir elini sen Dönen haleler çevrelesin bizi Çağır beni, geçelim bu diyarı birlikte Çağır beni
Şiir
·
64 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.