Kuşlar Yasına Gider romanı, evlat ile baba arasındaki o sessiz, derin ve bir o kadar da sızılı bağın modern bir ağıdı niteliğindedir. Bir yol hikâyesi ekseninde ilerleyen anlatı, yaşlılık, hastalık ve ölümün kaçınılmazlığını taşra dekorunun o kendine has dinginliği ve kederiyle harmanlar. Toptaş’ın o meşhur, adeta şiir gibi akan "kelime işçiliği", bu romanda en yalın ama en etkileyici haline bürünerek sıradan bir vedayı evrensel bir yas törenine dönüştürür.