·308 syf.····Okunma: 21 Mart 2026 07:45 Kitap metaforlarla dolu. Türk büyüklerinin isminin geçtiği yerler vs. Mantıksal olarak bakacak olursam Selim Pusat şizofreni hastası ve karısını aldattı. Edebi olarak bakacak olursam ruhu geçmişte kalan, yolculuk yapan bir adam gibi görünüyor. Kitabın sonunu yine anlamadım, adam öldü mü, delirdi mi, geri dönecek mi oğlunun söylediği gibi? Bu tarz sürüyle sorum var. Askerlik ve Türklük övgüsü çok fazlaydı, Nihal Atsız’ın bu yönünü çok sevdim. Babasının deniz subayı olmasının payı büyüktür muhakkak. Askeri buhranları da iyi işlemiş, daha önce buna benzer bir kitap okumamıştım. Kitapta Geri Gelen Mektup şiirini de kullanmış ve sanırım bu kurgunun altında onun da gerçekliği yatıyor.
Erkekler kafada kurmaya kadınlardan daha yatkınlar, şuana kadarki hayat tecrübemle bunu söyleyebilirim. Başlığı, Ruh Adam’a uyan bir romandı kesinlikle. Selim Pusat’ın canından çok sevdiği askerlik mesleğini kaybettikten sonra dönüştüğü ruh adamı anlatıyor. Kötü bir şey yaşadıktan sonra içine kapanıp asosyalleşmek iyi bir şey değil. Karısı ve çocuğuyla alakadar olsaydı delirmezdi ama çoğu erkek, elindekinin kıymetini bilmez. Ayşe Pusat çok güçlü bir karakter, her erkeğin hayalidir kendisine muhtaç bir karısının olmaması, kocası yokken kendisini geçindirebiliyor, halbuki o da kocası gibi bencillik yaparak genç bir erkeğin peşinden koşabilirdi. Bu çok bencilceydi kesinlikle, karısını, hayat arkadaşını ihmal etti, zavallı kadına bir kere bile sarılmadı, kadını sürekli ağlattı. Nankör insan evladı… Ayrıca kralcılıktan kasıt nedir anlamadım? Şuan monarşi olsaydı ben bir kız çocuğu olarak istediğim okulun, istediğim bölümünü okuyup; bu kadar rahat okuyup, yazıp, konuşabilir miydim? Yaşasın Cumhuriyet! Kitabın bu yönleri eksik ve sanırım yazar bu kanaatte ama kadının gücünü göz ardı etmiş. Kadın yine bir, baştan çıkarma unsuru olarak görülmüş: Bkz. Kadının güzelliğinden okun tutturulamaması. O yüzden puanım 5/10