Kitap 2008 Eylül ayında çıkmıştı ve eşim çıkar çıkmaz almıştı. Hiç unutmuyorum kitabı hemen hemen 1 yıl sonra, 2009 Ağustos ayında Antalya Kemer'de tatildeyken, 45 derece sıcağın altında bitirmişti. Hatta o zaman "Orhan Pamuk'un o ağdalı, uzun tasvirli cümlelerini öğlenin 45 derece sıcağında nasıl okuyabildin? 592 sayfalık tuğla gibi kitabı nasıl bitirebildin?:D" sorularını hayretle ve taktirle sorduğumu da dün gibi hatırlıyorum:)Çünkü daha önceki yıllar Orhan Pamuk'un "Sessiz Ev", "Benim Adım Kırmızı" kitaplarını okuduğum için yazarın yazım tarzını, sayfalar dolusu betimlemelerini üç aşağı beş yukarı tecrübe etmiştim. Veee üzerinden neredeyse 18 yıl geçti; ben bu süre zarfında yazarın "Cevdet Bey ve Oğulları", "Kar", "Beyaz Kale" kitaplarını da okudum ama "Masumiyet Müzesi" 'ne bir türlü elim gitmemişti. Taa ki Netflix'te dizisinin yayınlanacağını duyana kadar. Gerçi yine ikilemde kaldım "acaba kitabı okusam mı ya da okumadan direkt diziyi mi izlesem" diye. Ocak ayının bitmesine 1 hafta kalana kadar karar veremedim. Sonuçta 592 sayfayı okumak epey bir vaktimi alacaktı. Bir de dizinin kitaptan belli bir noktada kopması, sinematografiye daha da uygun hale getirilmek için çeşitli değişiklikler yapılması ihtimali de kafamı kurcalıyordu. Çünkü kitaptan tamamen kopmuş dizileri çok da tasvip etmiyorum. Kitabın dokusuna birebir sadık kalınmasını daha çok seviyorum. Neyse dizinin 13 Şubat'ta yayınlanmasına 3 hafta kala kitabı okumaya karar verdim ve kitaba başladım. Amacım 3 haftada ya da en geç 1 ayda kitabı bitirmekti ama çeşitli nedenlerden üstüne artı 1 ay koyarak bitirebildim. 18 yıl önce eşime söylediğim ağdalı cümleler, uzun tasvirler yok muydu, vardı(Yılbaşı gecesi oynanan tombala bölümü 15 sayfa, Füsun'un ehliyet alması ya da daha doğrusu alamaması 18 sayfa olması gibi:)) ama kitabı sevdim mi çok sevdim. Kitap ve müze ilişkisi, kitabın kurulacak müzenin kataloğu olacak olması, kitapta adı geçen Orhan Pamuk'a yazdırılması gibi orijinal fikirler hoşuma gitti. Ayrıca kitabı okurken diziyi izleyen, fikirlerine değer verdiğim edebiyat otoritelerinin "kitaba sadık kalınan, kitap uyarlamalarının en güzel örneklerinden biri olduğunu" okumam da beni diziyi henüz izlemeyen biri olarak mutlu etti. Orhan Pamuk zaten çok büyük bir romancı. Nobel'i alması ülkemizde bazı çevrelerde yazarın bazı söylemlerine, uç fikirlerine bağlandı ama bu onun kurmuş olduğu hayal dünyasının, oluşturduğu edebi evrenin çok güzel olduğu ve önemli bir yazar olduğu gerçeğini değiştirmez. Şimdi sırada merakla izlemeyi beklediğim dizisini seyretmek, diziyi bitirdikten sonra da en kısa zamanda Çukurcuma'daki Masumiyet Müzesi'ne gitmek var. Bir başka Orhan Pamuk kitabında(ki çok büyük ihtimal Kara Kitap) görüşmek dileğiyle... Orhan Pamuk