·216 syf.····Okunma: 02 Mart 2026 17:03 “Katalin Sokağı” ile Magda Szabo’nun dilimize çevrilen tüm yetişkin romanlarını okumuş oldum. “İza’nın Şarkısı” ile başlayan serüvenim “Kapı” ve “Yavru Ceylan” ile devam etti ve sanki ben her kitapta Szabo’yu daha çok sevdim, bunda son okunan kitabın etkisinin daha canlı hissedilmesinin de payı olabilir elbette. Hepsi çok iyi romanlardı ama sanki bu kitap da bir başka etkiledi beni.
Budapeşte’de Katalin Sokağı’nda yan yana evlerde oturan üç ailenin yaklaşık yarım asırlık hikayesi kitap kabaca. Szabo, hafızaya ve hatırlama biçiminize dair kısacık bir girişle açıyor romanı ve aslında romanın kalanını neden mekanlara ve anlara bölerek anlattığını izah ediyor bir yerde bu girişle. Ardından biraz kafa karıştırıcı bir kısa bölüm var; bu bölümde Katalin Sokağı sakinlerinin nihai evlerini ya da sonlarını anlatıyor bize Szabo. Hikayeye sondan başlıyor bir yerde, o nedenle biraz kafa karıştırıcı olabilir, endişelenmeyin, devam edin zira sonunda hem her şey yerli yerine oturacak hem de yazardan, onun tarzından hiç beklemeyeceğiniz bir sürprizle karşılaşacaksınız. Bu bölümden sonra, kronolojik sıralı olarak, farklı tarihlerden belirli anlarla hikayeyi anlatıyor Szabo. Bu üç ailenin hikayesi tabii ki toplumsal ve siyasi olaylardan nasibini alıyor.
Üç komşu ailenin Avrupa tarihin en kanlı zamanlarından birindeki hikayesi kitap her şeyden önce, bu bile başlı başına etkileyici kılıyor romanı. Szabo’nun muhteşem karakter tahlilleri, sade diliyle insanın içine işleyen cümleleri var yine bu kitapta da. Ancak kitap, bunlardan çok daha fazlası ve beni yakaladığı yer de başka: Çocukluğa, çocukluğumuza dönme çabamıza, onu her yerde ve her şeyde arayışımıza, bu uğurda ardına düştüğümüz nesne ve kişilere dair öyle gerçek, öyle dokunaklı bir şeyler anlatıyor ki Szabo, içim sızladı okurken. Pek az yazarın başardığı bir şey oldu: Kendi kişisel yaşanmışlığımla -hiç ilgisi olmadığından- bağlantı kurmadan en derinde hissettim anlattıklarını ve gözlerim dolu dolu okudum bazı sayfaları.
Dediğim gibi, okuduğum tüm Szabo kitaplarını çok beğendim, hararetle tavsiye ederim. Ama “Yavru Ceylan” ve “Katalin Sokağı”nın yeri ayrı benim için.