Göçmen Kızı: Vıracalı Zeynep
Jale Fındıcak
Az Yayınları
Bazı kitaplar bir hikâye anlatmaz sadece; bir hafızayı omuzlayıp gelir.
Göçmen Kızı: Vıracalı Zeynep de tam olarak böyle bir kitap. Sayfaları çevirdikçe yalnızca bir insanın yaşamına değil, göçün bıraktığı izlere, kuşaktan kuşağa taşınan acılara, susmalara ve dirence de dokunuyorsunuz.
Jale Fındıcak, anlatısını büyük bir iddia ile değil; içtenlik ve sahicilikle kuruyor. Bu yüzden kitap, okurun karşısına bir metin gibi değil de sanki aileden biri oturmuş da geçmişi anlatıyormuş gibi çıkıyor. En çok da burada etkileyici oluyor zaten. Çünkü göç, bu kitapta sadece bir yer değiştirme değil; insanın içinden sökülüp alınan bir hayatın, başka bir toprakta yeniden kök salma çabası olarak hissediliyor.
Kitabın duygusu yüksek ama bunu bağırarak yapmıyor. Daha çok sessiz bir sızı gibi ilerliyor. Bir kadının hayatına bakarken; aslında bir dönemin tanıklığını, kadın hafızasının gücünü ve geçmişin bugüne nasıl sindiğini de görüyorsunuz. Bu yönüyle kısa hacmine rağmen oldukça iz bırakan bir kitap.
Ben bu kitapta en çok, anlatının yalınlığına rağmen taşıdığı duygusal yoğunluğu sevdim. Sade bir dille yazılmış olsa da satır aralarında çok güçlü bir yaşam yükü var. Göç hikâyeleri, aile anlatıları ve gerçek hayatın içinden gelen metinleri sevenler için anlamlı bir okuma olabilir.
Geçmiş bazen bir ev değil, insanın içinde taşıdığı bir göç oluyor.
Bu kitap da tam olarak o duygunun izini sürüyor.