KÖLE
"Geleneklere dokunmayın ve eğer hükümran olmak istiyorsanız, insanları itaat etmeye ağır ağır alıştırın; bir gün itaat onların doğası haline gelecektir. O zaman boyun eğmeyi kendileri isteyecek, onları özgür kılmaya çalışanın gırtlağını kendileri kesecektir. İnsanları düşünmeye sevk eden durumlardan daha tehlikeli bir şey olmamasının nedeni işte bu noktanın altında yatmaktadır."
・・・
Kirk, Danimarka komünist parti üyesi ve aynı zamanda bir edebiyatçıdır. Danimarka Naziler tarafından işgal edilince, Kirk de tutuklanır. Bir gazetede tesadüfen denk geldiği bir Kızılderili haberinden sonra, konuyla ilgili uzunca bir araştırma yapar ve hapishanede bu kitabı yazmaya karar verir. Kitabın el yazması müsveddesini, kapatıldığı Kopenhag 'daki bir hapishanede ile başkentin kuzeyinde yer alan ve 1. Dünya Savaşı döneminden kalma bir tevkif kampı olan Horserød'da yazar. Lakin eser bulunup yakılır ve Kirk hapishaneden kaçıp bu eseri yeniden yazar.
Boyun mu eğmeliyiz, yoksa sonuna kadar mücadele mi etmeliyiz?
Nazilere boyun eğip eğmeme konusunda tartışmalara giren bir olaydan sonra, kitabı da bu soruya bir tür cevap anlamında yazar.
yüzyılın sonlarına doğru yola çıkan bir İspanyol hazine gemisine konuk oluyoruz. Gemide dönemin sınıfsal yelpazesinin neredeyse her renginden insan vardır. Üstsınıf güvertesinde idari ve askerî yöneticiler, engizisyon yargıcı, kapitalist bir kadın, aristokrat ve tacirler; alt katta denizciler, topçular, Kızılderili ve zenci köleler..
Yazar, iktidarı ve gücünü anlatmaya çabalarken, alt metinde de insanların para uğruna birbirlerine yaptıkları kötülüğü, diyaloglar şeklinde aktarmış. Kölelik temasını duygusal abartıya kaçmadan, belgesel tadında anlatmış.
Kitapta fazla gereksiz karakter olması okumamı biraz yavaşlattı. Yer yer kitaptan koptum,