Puan vermedi·1034 syf.····Okunma: 24 Mart 2026 20:14 İnsanlık onurunu, inanç değerlerimizi, köklü Türk tarih ve töresini ortak paydada buluşturan en temel duruşlardan biri, her türlü ırkçılığa ve bu bağlamda Anti-Semitizme karşı sarsılmaz bir set çekmektir.
Zira bir topluluğu inancından veya kökeninden ötürü hedef almak, Medeniyet Tasavvurumuza tamamen aykırıdır.
Ancak aynı kararlılıkla ifade edilmelidir ki; Anti-Siyonizm, dini değerleri kendi sapkın ideolojik emellerine kılıf yapan bir yapıya karşı yükseltilmesi gereken, İnsani ve Ahlaki Bir Zorunluluktur.
İsrail ordusunda bizzat görev yapmış Yahudi asıllı bir tarihçi tarafından kaleme alınan bu eser; Anti-Semitizm tuzağına düşmeden, tamamen objektif bir perspektifle Siyonizm’in röntgenini çekmektedir.
Kitap, Yahudi inancını araçsallaştırarak onu yıkıcı bir ideolojiye dönüştüren bu yapının; İsrail’in kuruluş öncesinden bugüne kadar hedeflerine ulaşmak adına her türlü İnsan Hakları, Evrensel Hukuk vb. Norm, Yasa ve Uluslarası Hukuka aykırı davranarak, aynı zamanda tüm bu hukukları çiğnerken, hiçbir İnsanlık dışı yöntemi kullanmaktan çekinmediğini de çarpıcı belgelerle ortaya koymaktadır.
Orta Doğu’da bir kanser hücresi gibi türeyen ve günümüzde küresel bir metastaza dönüşerek tüm İnsanlığı topyekûn bir felakete sürükleyen bu 'demir duvar' stratejisi, yazarın kaleminde bir suç duyurusuna dönüşmektedir.
Avi Shlaim’in bu eseri, İsrail’in kuruluş stratejisini "askeri bir duvar" olarak tanımlarken, güncel gelişmeler bu duvarın sadece beton ve silahtan değil, aynı zamanda rasyonellikten uzak, sapkın bir teolojik zırhtan örüldüğünü göstermektedir.
Shlaim'in arşiv belgeleriyle ortaya koyduğu "güç kullanımı" , günümüzde Küresel Finans Kapital ve Dini Fanatizmin birleştiği bir "Yeni Dünya Düzeni" aracına dönüşmüştür.
İnsanlık tarihi boyunca Dinler, Siyasetçiler tarafından kendi politikalarını meşurlaştırmak için bir aygıt olarak kullanılmıştır.
Dünya Tarihi boyunca hiç bir Dinin Mensupları, bu Yahudi Siyonistler ve Hristiyan Siyonizmi olan Evanjelistler kadar büyük sapkınlık sergilememiş, Yahudi Siyonistlerin "Vaad Edilmiş Topraklar", "Eretz İsrail", "Goyim, Üstün Irk", "Gog Mogog" Hristiyan Siyonist Evanjelistlerin "Mesih'in Geri Dönüşü", "Armegedon", "Tanrı'yı Kıyamete Zorlmak" gibi apokaliptik kavramlarla meşrulaştırılan bu denli sistematik bir şiddet sarmalına evrilmemiştir.
Bu İnanç grupları, "Tanrı’yı Kıyamete Zorlamak" gibi rasyonel olmayan amaçlar uğruna, insanlık onurunu ayaklar altına alan eylemleri, dini bir ritüel ve ibadet seviyesine çıkarmış durumdadır.
Shlaim’in devlet arşivlerinden çıkardığı gizli planlar, bugün yerini, kapalı kapılar ardındaki kirli dosyalara ve küresel şantaj ağlarına bırakmıştır.
Bu sapkın teolojik amaç uğruna; İnsanın en masum hâli olan çocuklara tecavüz, işkenceler ardından kanını içme, etine yeme, İran’da ki Kız okulunun bombalanması gibi toplu katliam, Savaş ve çatışma bölgelerinde İnsan Avı Turizmi vb. Epstein dosyalarında, çevremizdeki Savaşlar ve olaylarda şahit olduğumuz üzre, bu gibi dehşetengiz vahşetler, toplu ve sistematik bir şekilde, dini bir ritüel, ibadet sayılarak uygulanmıştır.
Bu her iki Sapkın Grubun Din üzerinden Toplumları konsolide etmesi ve Finans Kapitallerin çıkarları doğrultusunda bu sürecin yeni bir dünya düzeni inşası için bir aygıt olarak kullanılıyor olmasına, ne yazık ki talihsiz bir şekilde şahitlik ediyoruz.
Emperyalist Finans Kapitallerin güya kendi çıkarları için yeni dünya düzeninde kullandığı bu irrasyonel her iki Sapkın İnanç Gruplarıyla birlikte bu Üçlü Çete, iki asırdır Dünyaya Egemen Sistemler kurmuş, kontrol edemedikleri Lider ve Ülkeleri ya Epstein dosyları vb. şantajlarla, ya darbelerle, ya vekil savaşçıları olan terör gruplarıyla, ya kendi içindeki din mezhep, etniste vb. farklılıkları kışkırtıp iç savaşlarla, ya da doğrudan Irak, Lübnan, Yemen şimdi de İran’da olduğu gibi müdahalelerle kontrol altına almaya çalışıyorlar.
Shlaim’in bu kitabında incelediği diplomatik süreçlerin yerini bugün tamamen "Orman Kanunları" almıştır.
Netanyahu’nun Müslümanları "Amalek" (kadın, çocuk, yaşlı ayırmaksızın katliamı emreden dini referans) ilan etmesi, bu Savaşın artık siyasi bir sınır kavgası değil, Teolojik bir yok etme operasyonu olduğunu kanıtlamaktadır.
Hristiyan Siyonist Evanjelistlerce Beyaz Saray’da düzenlenen ayinler ve "Sunni, Şii fark etmez tüm Müslümanlar düşmanımızdır" diyen Abd Savaş Bakanları, bu irrasyonel ittifakın ilanından başka bir şey değildir.
Yahudi Siyonistlerin başı Netanyahu Filistin ve İran'lılar başta olmak üzere tüm Müslümanları Amalek ilan ederek, adeta Evanjelistler için Armegedon, Siyonistler için Gog Mogog olan Son Savaşın Kutsal görevlileri olduklarını ilan edip, tüm İslam alemi başta olmak üzere Dünyaya ve İnsanlığa meydan okuyorlar.
Netanyahu'nun Soykırım Referansı: Tevrat’taki 1. Samuel 15:3 ayetinde Tanrı’nın Amalekliler için; "Şimdi git, Amaleklilere saldır. Onlara ait her şeyi tamamen yok et, hiçbirini esirgeme; erkek, kadın, çocuk, emzikteki bebek, sığır, koyun, deve ve eşeklerin hepsini öldür" emrini verdiği yazar.
Bu "gözü dönmüş" Yapı, kendi teolojik kehanetlerini gerçekleştirmek adına her türlü gayrimeşru yolu mübah görmekte, "Böyle Daha Eğlenceli" diyerek Hindistan'dan dönen Silahsız İran Gemisini tüm Mürettebatı ile batırmakta, her türlü Savaş suçu ve İnsanlık suçunu pervasızca işlemekte, bunları beyan etmekten, aşikar kılmaktan hiçbir şekilde çekinmemekteler.
Bu Akıldışı Çetenin, Mescid-i Aksa’nın yıkılarak suçun İran füzelerine atılması gibi "sahte bayrak" (false flag) operasyonları, bölgede nükleer silah kullanımına zemin hazırlamak için planlanan muhtemel birer senaryoları da mevcut.
Dünyayı birkaç kez yok edecek Nükleer kapasiteye sahip bu irrasyonel çete, artık yaptıklarına meşruiyet arama gereği bile duymamaktadır.
Sonuç: Avi Shlaim’in Demir Duvar’da anlattığı "güce dayalı diplomasi", yerini küresel bir "teopolitik cinnet" haline bırakmıştır.
Bugün karşı karşıya olduğumuz tablo; Finans Dünyasının çıkarları ile Sapkın Dini İnançların harmanlandığı, İnsanlığın ve Evrensel Hukukun tamamen devre dışı bırakıldığı dehşetengiz bir vahşet düzenidir.