Puan vermedi·192 syf.··
Beğendi
·
2026 33. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 17 Mart 2026 10:43
Kendinizi hiç suçunuz yokken dayak yemiş gibi hissetmek ister misiniz, bilmem. Ama bu kitabı önermeden edemem. Kasabanın korkularının üzerine yıkıldığı bir figür, “cadı” ilan edilen bir kadın öldürülüyor. Her bölümde başka bir karakterin zihnine giriyoruz ama bu klasik anlamda temiz bir “çoklu anlatıcı” tekniği değil. Hikâyenin merkeze doğru ilerlediği bir anlatı yerine, girdaba doğru yol alan; okurunu kasırganın ortasında bırakan bir anlatı. Çünkü yazarın derdi cinayeti çözmek değil, cinayeti mümkün kılan dünyayı ifşa etmek. Düzeni bozmak; onu dedikoduların, korkuların, öfkelerin birbirine karıştığı hikâyelerle parça parça etmek. Ve göstermek: herkes nasıl hem tanık hem suç ortağı. Herkes nasıl şiddet ve yoksulluktan yoğrulmuş bu dünyanın hem mağduru hem faili. Dil de bu girdabın parçası. Melchor’un o uzun, kesintisiz, küfürlü cümleleri boşuna değil. Okur nefes alamasın istemiş sanki. Durup düşünmeye fırsat bulamayalım; kirli bir bilinç akışının içinde sürüklenelim istemiş. Üstelik Kasırga Mevsimi tamamen hayal ürünü bir hikâyeden de doğmamış. Melchor romanı yazarken Meksika’da gazetelerde çıkan gerçek bir kadın cinayetinden yola çıkmış. Kitap yayımlandığında “Bu kadar kirli ve şiddet dolu bir dünya yazmak Meksika’yı kötü gösteriyor” diye tepkiler almış. Sanki kötü olan erkek şiddeti, sistemin yarattığı yoksulluk, yoksulluğun yarattığı yozlaşma değil de onun yazıya dökülmesiymiş gibi. Arka kapakta yazdığı gibi: “Gaddar, insafsız, harikulade.” #idildündar çevirisi
Edebiyat
Kasırga MevsimiFernanda Melchor · İthaki Yayınları · 2025210 okunma
·
285 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.