·400 syf.····Okunma: 22 Mart 2026 21:50 Orhan Kemal’den El Kızı son zamanlarda fazlasıyla okunmaya başlayan,dönemin toplumsal gerçekliğini ustalıkla sunan bir eser.
Dönemin demek ne kadar doğru bilemedim çünkü kadınların toplum içindeki yeri görünmezliği hala süregelen bir durum.El Kızı sadece Nazan’ın değil,toplumda dışlanan değer görmeyen tüm kadınların hikayesi aslında.
Kitabın yorumlarına şöyle bir göz gezdirdim ve kayınvalideye kızan bütün okurların aksine (bende kızmadım değil ama)ben en çok Mazhar’a kızdım,sonra Nazan’a.Ve bütün bunların altında yatan iletişimsizliğe ,konuşmamaya kendini ifade edememeye.Arkadan çevrilen işin meydana çıkmaması durumu ise bunu avukat haliyle karısının ve annesinin fıtratını bilen biri olarak Mazhar’ın çözememesi acayip sinirlendirdi beni.Evliliğinde beklediğini bulamama durumu da bahanesi oldu ağızdan çıkan boş ol lafıyla kadını kimsesiz sahipsiz parasız bırakmak…
Kitapta bahsi geçen olaylara bakınca kadın olarak yaşayabilmek için sadece erkeğe bağımlı kalmak,erkek yoksa para da yok ya yeniden aile evine sığıntı gibi yerleşeceksin ya da uygunsuz işler yapacaksın.Bu nasıl dünya!
Kadınların erkeğe köle olarak doğduğunu ispatlar nitelikte nice kısımlar vardı sayfa 345 ten örnek vereceğim, Haldun’u sahiplenen ciciteyzenin Nermin isminde kızı doğduğunda Haldun’u kıskançlık durumundan söylenmiş olsa da “Senin yerin başka,onunki başka evladım.O senin hizmetçin olacak büyüyünce .Nermin!Su ver,diyeceksin,peki ağabeyciğim diye koşacak.Ne dersen yapacak.İstediğin zaman,istediğin gibi döversin.”
En sevdiğim tek aklı başındaki karakter ise Neriman oldu,diğerlerine özellikle talihsiz Nazan’a tahammülüm olmadığını gördüm.Ya hu ağzını açta bir konuş be kadın,sen anlat kendini anlaşılmazsan o zaman başka diye diye kitabı sonlandırdım.
Yazardan bir sonraki kitabım Murtaza olacak.Bakalım o nasıl izler bırakacak bende.Kitapla ve sevgiyle kalınız.