Herkese merhaba, bugün sizlere kısa görünmesine karşın gerçekten etkileyici, özgün ve bir o kadar da keyifli bir manga ile geldim. Temin etmem gerekir ki bu manganın bize sunduğu hikâye, kendi uzunluğunun kat kat üstündedir. Konusu farklı; çizimleri ve sunduğu atmosfer hem gerici hem de merak uyandırıcı bir yapıya sahiptir. Üstelik tamamlanmış, ters köşe içeren oldukça iyi bir sonu olduğunu da belirtmeliyim. Aklımda hiçbir soru işareti kalmadı. Yalnızca tek bir odada başlayan bir hikâyenin olabilecek en ilginç senaryoya evrilişini hayretle okudum ve sizlerin de okumasını isterim.
Şimdi dürüst olalım; ben taa en başından, tek cilt olan bir manganın (internetten okuduğum için bölüm sayısı az olan bir manga oluyor benim durumumda) içinde en fazla ne yazılmış olabileceğini, bu hikâyeye en fazla ne sığdırılabileceğini çok merak etmiştim. Ama düşündüğümün aksine, her bir bölümü bir o kadar uzun ve tatmin ediciydi.
Her şey, Alice isimli kızın kendini hiç bilmediği bir yerde, yabancısı olduğu bir odada bulmasıyla başlar. Elinin üzerine bakınca 431 numarasının yazılı olduğunu ve tamamen bembeyaz olan bu mekânda, hemen karşısında da 430 numaralı bir kapının durduğunu görür. Ardından yoktan var olan yılan benzeri bir yaratık, ona artık malikanenin yeni misafiri olduğunu ve parti başlayana kadar da odadan hiçbir suretle çıkmaması gerektiğini tembih eder.
Alice elbette ki evine geri dönmek istediğini söyler; fakat yılan-yaratık, odadan çıkması durumunda vücudunun çürüyeceğini, bu yüzden de her dileğinin gerçekleşeceği bu odada kalmasının en iyisi olacağını söyler. Bu esnada parti meselesine de biraz açıklık getirir. Yılan-yaratığın iddiasına göre, gelen her yeni misafirle birlikte malikaneye bir oda daha eklenirmiş. Alice 431. odanın sahibiyken, 666. misafirin gelişiyle birlikte büyük bir tamamlanma partisi verilecekmiş. Yine de, eğer isterse bir çıkış yolu olduğunu da ekler.
Kızın bunu yapması için belki de son şansıdır; çünkü malikâne tamamlanınca bir daha hiç kimsenin çıkışına izin verilmeyecektir. Alice, evine dönebilmek için 000 numaralı odaya ulaşması gerektiğini öğrense de acaba bedeni tamamen çürümeden veya son misafir odasıyla birlikte gelmeden önce oraya ulaşabilecek midir?
Hikâye boyunca birbirinden farklı odalar ve değişik karakterler görüyoruz. Oldukça ilginç bir serüvendi bu. Ne de olsa, her isteğin gerçek olduğu bir ortamda “normal” diye bir şey kalmıyor.
Ayrıca Alice’in bir noktada zihnini dahi kaybetmesine yol açacak derecede çektiği acı, bedeninin uğradığı akıl almaz deformasyon ve buna rağmen sergilediği kararlılık da bir o kadar etkileyiciydi benim için. Düşünün; mutlaka ulaşmak istediğiniz bir hedefiniz var, fakat istediğiniz noktaya ulaşıncaya kadar o kadar çok şey feda ediyorsunuz ki sonunda ilk baştaki hâlinizden eser kalmıyor, o derece yitiriyorsunuz benliğinizi.
Hikâyede ara ara farklı bir zamana ait sahneler karşınıza çıkıyor. “Bu ne böyle?” ya da “Hiçbir şey anlamıyorum ben.” deyip onları görmezden gelmeyin; çünkü ileride hepsi bir anlam kazanacak. Sabır arkadaşlarım, sabır çok önemli. Ama dediğim gibi, manga çok çabuk bittiği için aslında fazla sabretmenize de gerek kalmayacak.
Finali ise gerçekten çok iyiydi. Özellikle kitap okumayı seven insanların çok hoşuna gideceğini düşündüğüm bir finaldi ve gerçekten de manganın adına yaraşır bir son oldu. Bu arada “Bibliomania”, “kitap çılgınlığı” gibi bir anlam taşıyor; oradan tahminde bulunmaya başlayabilirsiniz. Ama kesinlikle baştan savma bir finali yok manganın; üstelik aklımıza takılan hiçbir unsur da bırakmıyor ortada.
Buradan, son olarak mangamızın kahramanı Alice’e dikkat etmenizi söyleyerek bitireceğim incelemeyi. Kendisi sizi ileride epey bir şaşırtacak; o kız göründüğünden çok daha fazlası. Ayrıca bayağı da korkutucu biri. Öyleyse hoşça kalın diyorum.