Gecenin geç saatlerine kadar pek çok kitap okuyordum, zira senin kitapları sevdiğini biliyordum. Senin müziği sevdiğine inandığım için birdenbire, neredeyse inatçı bir ısrarla ve annemi hayretler içerisinde bırakarak piyano çalışmaya başladım.
Hoşuna gidebilmek ve sana layık görünebilmek için giysilerimi temiz tutuyor ve söküklerini dikiyordum. Eski okul önlüğümle sol tarafındaki eski ve dört köşe lekeden dolayı kendimi korkunç hissediyordum. Bunu fark edip beni aşağı görmenden korkuyordum. Bu yüzden ne zaman korkudan titreyerek merdivenlerden yukarıya koşsam okul çantamı lekenin üstüne bastırıyordum. Oysa bu son derece aptalcaydı. Çünkü sen beni asla, neredeyse hiçbir zaman görmedin. Ama ben buna rağmen aslında bütün gün seni beklemekten ve sana pusu kurmaktan başka bir şey yapmıyordum.