İlk 20 sayfasına gelip sürekli aynı yerde bırakmak zorunda kaldığım, verdiğim aradan sonra da konuyu unutup sürekli tekrar baştan okuduğum o kitabı sonunda bitirebildimmm .
Kitap çok ilgi çekici bir şekilde başladı. Yazarın sonda yazdığı teşekkür kısmında belirttiği gibi iyi ki başlangıç kısmında böyle bir değişikliğe gidilmiş.
Okurken çok güldüm ve eğlendim. Uzaylı Andrew Martin'in dünya ve insanlarla ilgili yeni öğrendiği şeylere yaklaşımı, espritüel tarafı, Newton'la olan sözsüz iletişimi çok güzeldi. O dünyayı, insanları, hayatı, amacı ve kendini anlamaya çalışırken; siz de yaşadığı içsel çatışma ve düşündüklerini okurken onunla beraber her şeyi kendi içinizde sorguluyorsunuz.
Matematik kadar rasyonel bir gezegenden gelen uzaylı Andrew Martin, dünyada geçirdiği zaman boyunca matematiğin de sınırlarını aşan şeyleri (namıdiğer duyguları) deneyimlemeye başlıyor ve bundaki güzellikleri görmeye başlamak kafasını karıştırıyor. İnsan olmanın, yaşam boyu acı çekmemeye ve ölümsüzlüğe tercih edilecek kadar değerli olan tarafı nedir? Ya da bunda bir anlam aramak gerekir mi?
Sıcacık hisler bırakan bir kitap oldu benim için. Martin'in Gulliver'a bıraktığı tavsiyeler kısmında çok duygulandım. Matt Haig yeni favori yazarım oldu artık.
SPOILER
Ari'nin ölmesini hala kabullenemedim. Kitapta en çok üzüldüğüm iki şey Ari'nin ve Vonnadoryalı diğer suikastçının ölümü oldu.