"Belki kendilerinden olana düşmanlık etmek, kendi türünü dışlamak bir diğer insan özelliğiydi."
"Onlar ölüyorlar ve bu yüzden sabırsızlar."
"Beni küçük bir odaya koydular; oda, bütün insan odalarıyla mükemmel bir uyum içinde dikdörtgeni kutsuyordu. İşin tuhaf yanı bu odanın polis merkezindeki, hatta gezegendeki diğer odalardan ne daha iyi ne de daha kötü görünmesine rağmen, memurların, diğer herhangi bir odada durmaktansa, "hücre" denen bu
odada durmanın özel bir ceza olduğunu düşünüyor gibi görünmeleriydi. Kendi kendime kıkırdamaya başladım. Ölen bir bedende yaşıyorlardı, ama bir odaya kilitlenmek onları bundan daha çok
endişelendiriyordu!"
"Yine de, odaların şeklini göz önüne aldığımda, bu adamların çember diye bir şeyin varlığının farkında olmaları içimi biraz rahatlatmıştı."
"Evlilik, iki insanın birbirini sevip sonsuza dek birlikte kaldığı bir aşk birliğiydi. Ama bu durum, bana göre, aşkın zayıf bir güç olduğunu ve desteklenmesi için
evliliğe ihtiyaç duyduğunu ima ediyordu. Üstelik birlik 'boșanma'
denen bir șeyle bozulabiliyordu ve bu yüzden, görebildiğim kadarıyla, mantıksal açıdan iyice saçma bir hal alıyordu."
"Eğer bir testte başarısız olursanız neden başarısız olduğunuzu anlamak için bir başka test yapılıyordu. Galiba testleri bu kadar çok sevmelerinin sebebi özgür iradeye inanmalarıydı.
Hah!
Yavaş yavaş keşfediyordum ki insanlar hayatlarını kontrol edebildiklerine inanıyor ve bu yüzden de sorular ve testler karşısında bir tür hușu duyuyor, çünkü bu şekilde, seçimlerinde başarısız olan ve doğru cevapları vermek için yeterince çalşmamış diğer insanlar üzerinde belli bir hakimiyetleri olduğunu düşünüyorlardı. Ve pek çok insan başarısız olduğu son testin sonucunda benim gibi kendini bir akıl hastanesinde buluyor, diazepam dedikleri beyin
boşaltıcı haplar