anux

anux
@xX_MaViRiS_Xx
10 okur puanı
Nisan 2025 tarihinde katıldı
"Belki kendilerinden olana düşmanlık etmek, kendi türünü dışlamak bir diğer insan özelliğiydi." "Onlar ölüyorlar ve bu yüzden sabırsızlar." "Beni küçük bir odaya koydular; oda, bütün insan odalarıyla mükemmel bir uyum içinde dikdörtgeni kutsuyordu. İşin tuhaf yanı bu odanın polis merkezindeki, hatta gezegendeki diğer odalardan ne daha iyi ne de daha kötü görünmesine rağmen, memurların, diğer herhangi bir odada durmaktansa, "hücre" denen bu odada durmanın özel bir ceza olduğunu düşünüyor gibi görünmeleriydi. Kendi kendime kıkırdamaya başladım. Ölen bir bedende yaşıyorlardı, ama bir odaya kilitlenmek onları bundan daha çok endişelendiriyordu!" "Yine de, odaların şeklini göz önüne aldığımda, bu adamların çember diye bir şeyin varlığının farkında olmaları içimi biraz rahatlatmıştı." "Evlilik, iki insanın birbirini sevip sonsuza dek birlikte kaldığı bir aşk birliğiydi. Ama bu durum, bana göre, aşkın zayıf bir güç olduğunu ve desteklenmesi için evliliğe ihtiyaç duyduğunu ima ediyordu. Üstelik birlik 'boșanma' denen bir șeyle bozulabiliyordu ve bu yüzden, görebildiğim kadarıyla, mantıksal açıdan iyice saçma bir hal alıyordu." "Eğer bir testte başarısız olursanız neden başarısız olduğunuzu anlamak için bir başka test yapılıyordu. Galiba testleri bu kadar çok sevmelerinin sebebi özgür iradeye inanmalarıydı. Hah! Yavaş yavaş keşfediyordum ki insanlar hayatlarını kontrol edebildiklerine inanıyor ve bu yüzden de sorular ve testler karşısında bir tür hușu duyuyor, çünkü bu şekilde, seçimlerinde başarısız olan ve doğru cevapları vermek için yeterince çalşmamış diğer insanlar üzerinde belli bir hakimiyetleri olduğunu düşünüyorlardı. Ve pek çok insan başarısız olduğu son testin sonucunda benim gibi kendini bir akıl hastanesinde buluyor, diazepam dedikleri beyin boşaltıcı haplar
Reklam
Puan vermedi·283 syf.··
2026 1. kitabı
İlk 20 sayfasına gelip sürekli aynı yerde bırakmak zorunda kaldığım, verdiğim aradan sonra da konuyu unutup sürekli tekrar baştan okuduğum o kitabı sonunda bitirebildimmm . Kitap çok ilgi çekici bir şekilde başladı. Yazarın sonda yazdığı teşekkür kısmında belirttiği gibi iyi ki başlangıç kısmında böyle bir değişikliğe gidilmiş. Okurken çok güldüm ve eğlendim. Uzaylı Andrew Martin'in dünya ve insanlarla ilgili yeni öğrendiği şeylere yaklaşımı, espritüel tarafı, Newton'la olan sözsüz iletişimi çok güzeldi. O dünyayı, insanları, hayatı, amacı ve kendini anlamaya çalışırken; siz de yaşadığı içsel çatışma ve düşündüklerini okurken onunla beraber her şeyi kendi içinizde sorguluyorsunuz. Matematik kadar rasyonel bir gezegenden gelen uzaylı Andrew Martin, dünyada geçirdiği zaman boyunca matematiğin de sınırlarını aşan şeyleri (namıdiğer duyguları) deneyimlemeye başlıyor ve bundaki güzellikleri görmeye başlamak kafasını karıştırıyor. İnsan olmanın, yaşam boyu acı çekmemeye ve ölümsüzlüğe tercih edilecek kadar değerli olan tarafı nedir? Ya da bunda bir anlam aramak gerekir mi? Sıcacık hisler bırakan bir kitap oldu benim için. Martin'in Gulliver'a bıraktığı tavsiyeler kısmında çok duygulandım. Matt Haig yeni favori yazarım oldu artık. SPOILER Ari'nin ölmesini hala kabullenemedim. Kitapta en çok üzüldüğüm iki şey Ari'nin ve Vonnadoryalı diğer suikastçının ölümü oldu.
İnsanlarMatt Haig · Domingo Yayınları · 202314,8bin okunma

anux

, bir kitap okudu
Puan vermedi·283 syf.··
2026 1. kitabı
Matt Haig
8.3/10 · 14,8bin okunma
Puan vermedi·432 syf.··
2025 8. kitabı
✿ (SPOILER İÇERİR) ✿ İlginç bir önsözle başladı. Bir okuyucuyu kitabın sonuna gelmeyi isteyecek ve olayların nasıl geliştiğini merak ettirecek bir önsözle. Sonra yıllar öncesine dönerek olayların nasıl başladığını ve geliştiğini anlatmaya başladı. Bataklık kavramı ilginç bir şekilde tanımlanmış. Bataklığa bir övgü var. Saklayan, gözleyen, yaşatan, yaratan. Okurken Kya'yı ve yaşadıklarını çok derinde hissediyorsunuz. Mahkeme kararı açıklanırken oradaki herkesle birlikte nefesimi tuttum ve kalp atışlarım hızlandı, sonuca hızlıca göz gezdirmemek ve anı yaşamak için kendimi zor tuttum. Mahkemede Kya'nın avukatı Tom'un sözleri çok anlamlı ve aslında kitabın vurucu kısmıydı. İnsanların Kya'ya sahip çıkmadıktan ve kendilerinden uzaklaştırdıktan sonra Kya'yı onlardan farklı olmakla suçlayarak onu bataklık çöpü, iğrenilesi bir şey olarak nitelendirmelerindeki ikiyüzlülük , Kya'nın toplumda kabul edilmemesinin ona verdiği acı, aynı zamanda o dönemde dışlanan ve hatta "renkliler" adı verilerek toplumdan ayrıştırılan insanların yaşadıkları ırkçılığa güzel bir göndermeydi. Amanda Hill'in aslında Kya olduğu bilgisi çok ani oldu ve sindiremedim açıkçası. Kitapta onun olarak geçen şiirleri hatırlamadığım ve geri de bulamadığım için bağlantıyı çok kuramadım ben. (ara vererek okuduğum bir kitaptı bu yüzden de hatırlamamış olabilirim) Kya'nın Zıpzıp'ı babası olarak sayması, annesinin Tate ve Kya'yı çizdiği tabloda ikisinin arasındaki bağın sembolü ve şu an hatırlamadığım küçük olarak nitelendirilebilecek bir sürü detay. Hepsi anlamlı ve çok güzeldi. Sonu ise tam bir ters köşeydi. En başından beri bataklığın her türlü sırra sahip olması ve onu korumasına gönderme yapan kitapta "Bataklık Kızı" nın sırrının (aka Chase Andrews cinayeti) ebediyete kadar saklı kalması güzel bir
Kya'nın Şarkı Söylediği YerDelia Owens · Salon Yayınları · 20253,776 okunma

anux

, bir kitap okudu
Puan vermedi·432 syf.··
2025 8. kitabı
Delia Owens
8.6/10 · 3.776 okunma
Reklam