İkinci kitap da en az ilk kitap kadar aksiyonlu, bol olaylı bir şekilde devam ediyor. Elif'in çaresizliği, Siraç'ın kendi iç dünyasıyla savaşı ön plandaydı bu kitapta. Bu sebeple ilk kitaptaki ana çatışma olan Siraç ve Elif'in aşık olup evlenme süreçleri, serinin ikinci kitabında beraber bir hayat kurma çatışmasına dönüşüyor. Çünkü her ne kadar evlenselerde kavuştular mutlu son gibi bir durum yok, başlarındaki tüm belalar bir yana asıl tehlikenin Siraç'ın hastalığı olduğunu görüyoruz. Özellikle son 150 sayfada olaylar iyice hızlandı ve o sayfaları hızlı hızlı çevirdim meraktan. Serinin ikinci kitabında Siraç'ın geçmişini, Korkut ile ilişkisini, Umut, Nergis ve diğerleriyle nasıl bir araya geldiğini ve nasıl kendi ekibini kurduğunu da okuyoruz. Kurul hakkında da daha fazla bilgiye sahip oluyoruz. Şimdi gelelim eleştiri noktasına, Elif'in antidepresan sahnesini biraz çocukça bulmakla, Demir'in Eylül'den bunca yıl uzak durma sebebini biraz saçma buldum. Fakat genel olarak yine keyif aldığım ve sevdiğim bir kitap oldu. Üçüncü kitaba dair de epey heyecanlıyım.