Gönderi

Camus
Bazen elimi bir şeye sıkıca kapatıp “bu benim” dediğimde, aslında ne yaptığımı sorguluyorum. Sahiplenmek… bir kitap, bir insan, bir anı, bir fikir. Camus’nün dediği gibi, bu tutkunun dibinde ölümsüzlüğe açılan bir kapı ararız. Çünkü öleceğimizi bilmek çok ağır gelir. Sahiplenerek, tutunarak, “ben buradayım ve bu hep kalacak” yanılsamasına sığınırız. Ama o bunu ne güzel söyler: “aşkın çaresiz hezeyanı.” Çaresiz, çünkü ne kadar sıkı tutarsak tutalım, her şey akıp gider. Hezeyan, çünkü biliriz ama yine de tutunuruz. İşte absürdizm tam da bu çelişkide gizli: insan kalıcılık ister, evren ise kayıtsızca akar. Yine de belki mesele, sahip olduklarımızı değil, o hezeyanın içinde bile var olma cesaretini göstermektir. Tutunurken bırakmasını bilmek… Camus’nün Sisypos’u gibi: kayayı iterken, onu asla sahiplenmeden. Elimdekilerin geçici olduğunu unutmadığım an, belki de en gerçek sahipleniş başlıyor. #keşfet #albertcamus #absürdizm #varoluşçuluk #felsefe #sahiplenmek #ölümlülük #aşkınhezeyanı #sisifos #düşünce #varoluş #derinlik
Felsefe
·
58 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.