10/10
·424 syf.··
Beğendi
·
2026 84. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 26 Mart 2026 17:16
"SÜPER HÜZÜNLÜ BİR AŞK HİKÂYESİ" "Tek yapmam gereken iyi olmak ve kendime inanmak." Çok uzak olmayan bir gelecek düşünelim. Öyle bir gelecek ki, yazma becerisi neredeyse tamamen yok olmuş, kitaplar "basılı, ciltli medya nesneleri" olarak anılan antikalara dönüşmüş, insanlar bir tıkla ölçülen "çekicilik" ve "sürdürülebilirlik" puanlarına indirgenmiş. Eser, böyle bir dünyada geçiyor. Romanın kahramanı Lenny Abramov, kırkına merdiven dayamış, kızgın bir Rus göçmen temizlikçinin oğlu. Gündüzleri Post-İnsan Hizmetleri'nde çalışıp zengin müşterilerine ölümsüzlük vaat ederken, geceleri dünyanın son kâğıttan günlüğünü tutan bu talihsiz adam, aslında pek de ölümsüz sayılmaz. Ölüm her adımını takip ederken, o hâlâ kitaplara saplantıyla bağlı – ki bu da başlı başına başka bir çağdan kaldığının kanıtı. Yazarın distopyası o kadar da uzak değil aslında. "Beğenilme" kültürünün, sosyal medya puanlamalarının, dijital kimliklerin gerçek benliklerimizin önüne geçtiği bir çağda yaşıyoruz. Kitap, bu gidişatın uç noktasını o kadar ustalıkla çiziyor ki, okurken hem gülümsüyor hem de "Acaba gerçekten böyle mi olacak?" diye düşünmeden edemiyoruz. Lenny Abramov'un iç dünyasına o kadar hapsoluyoruz ki, devasa bir çöküşün ortasında olduğumuzu zaman zaman unutuyoruz. Oysa arka planda öyle bir Amerika var ki, başlı başına bir karakter olmayı hak ediyor. Lenny'nin kitaplardan bile çok sevdiği biri var: Eunice Park. Çöken bir dünyada, standartların yok olduğu bir çağda Lenny, gerçek insan olmanın değerini kanıtlayabileceğine inanıyor. Peki ama yıkılmakta olan bir gezegende aşka tutunmak mümkün mü? Kitabın belki de en çarpıcı gerçekliği, Amerika'nın uluslararası arenadaki konumu. Artık borç batağındaki bir ülkeden söz ediyoruz. O kadar ki, doların değeri o kadar düşmüş durumda ki, 6 milyon Çin Yuanı, 50 milyon ABD dolarına eşdeğer. Çin, Amerika'nın en büyük alacaklısı konumunda ve bu durum ülkenin kaderini doğrudan etkiliyor. İtalya, Avrupa'da Amerika ile hâlâ anlamlı ilişkileri olan neredeyse tek ülke . Lenny'nin İtalya'da olmasının nedeni de bu zaten: Post-İnsan Hizmetleri için zengin Avrupalı müşterilere ölümsüzlük satmaya çalışıyor. Amerikalıların Avrupa'da iş kovaladığı bir dünya... Amerika'da "Bipartisan Party" (İki Partili Parti) adı verilen otoriter bir yönetim var. Başkan Cortez önderliğindeki bu rejimin temel görevi, tüketimi teşvik edip özendirirken muhalifleri ortadan kaldırmak . Askeri kontrol o kadar yaygın ki, Doğu Nehri'nde helikopterler devriye geziyor, Central Park'ta gecekondu mahalleleri oluşmuş durumda. Ülkenin üç ana endüstrisi kalmış: Medya, Kredi ve Perakende. Prestijli işler artık bu sektörlerde. İnsanların konuşma biçimi bile değişmiş; yüz yüze konuşmaya "verbaling" (sözlü iletişim) deniyor ve bu giderek kaybolan bir beceri . Herkesin boynunda taşıdığı äppärät adlı cihaz. Bu, akıllı telefon, kimlik kartı ve gözetleme cihazının birleşimi gibi düşünülebilir. İnsanların kredi notları, kişisel geçmişleri, tercihleri bu cihazda saklanıyor . Sokak lambaları gibi yaygın olan "kredi direkleri" (credit poles), yanından geçen herkesin kredi notunu anında ekrana yansıtıyor. İnsanlar birbirlerini "çekicilik" ve "fuckability" (düzülebilirlik) puanları üzerinden değerlendiriyor . Lenny'nin 39 yaşında olması ve saçlarının dökülmesi bu dünyada büyük bir dezavantaj. Belki de en rahatsız edici detay, okuma eyleminin tamamen gözden düşmesi. İnsanlar kitapların kötü koktuğunu söylüyor . Lenny metroda basılı bir kitap açtığında, yanındaki biri "kötü kokuyor, kaldır şunu" diye uyarıyor . Lenny'nin dünyayı tam olarak görememesi aslında bir anlatım tercihi. Çünkü çoğumuz içinde yaşadığımız çöküşü, olup biterken tam anlamıyla kavrayamayız. Ancak kitabı bitirdiğinizde, arkada kocaman bir dünya haritası kalıyor zihninizde. İşte o harita, belki de Lenny'nin günlüğünden daha uzun süre akılda kalıyor. Keskin toplumsal eleştirileriyle bizleri hem gülümseten hem düşündüren bu sıra dışı roman, belki de en çok şu soruyu sorduruyor: Dijitalleşen dünyada kaybettiklerimizin farkında mıyız? Kitapların, gerçek duyguların ve insan olmanın anlamını sorgulayan eser, distopik edebiyat sevenler kadar, iyi bir aşk hikâyesine de kapılmak isteyenler için biçilmiş kaftan. Hem bir aşk hikâyesi hem de tüketim toplumu, dijital bağımlılık ve insani değerlerin yitimi üzerine keskin bir hiciv. Kitapla Kalın.
Edebiyat
Süper Hüzünlü Bir Aşk HikâyesiGary Shteyngart · Koridor Yayıncılık · 20257 okunma
·
73 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.