Bir fincan kahve, loş bir ışık ve kalbinizi yavaşça sıkıştıran bir hikâye…
Kızım ile tanışma anım tam olarak böyleydi.
T. M. Logan öyle bir atmosfer kurmuş ki; sayfalar ilerledikçe Lauren’in nefesini ensenizde hissediyorsunuz… Evie’ye ulaşamayan bir annenin çaresizliği, içinize işleyen o sessiz korku ve her satırda biraz daha büyüyen bir boşluk hissi…
Martin, Kay… ve gölgede kalan diğer herkes. Bu hikâyede kimse göründüğü gibi değil ve en çok da bu belirsizlik insanın kalbine dokunuyor. Güven dediğimiz şey ne kadar kırılgan olabilir?
Bu kitap bana şunu hissettirdi:
Bazı hikâyeler sadece okunmaz… hissedilir, taşınır ve bittikten sonra bile içinizde yaşamaya devam eder.
Spoiler vermeden söyleyebileceğim tek şey:
Son sayfayı kapattığınızda kalbiniz biraz daha ağır olacak.
Eğer karanlık, duygusal ve sürükleyici hikâyeleri seviyorsanız, bu kitap tam bir “gece okuması” kitabı.