Sinem Sal’ın ilk öykü kitabıymış Dank. İçindeki 13 hikâye, 13 sayısının kötü şöhreti kadar tekinsiz.
Ot dergisinde yayımladığı hikâyelerle kendine has bir okuyucu kitlesi edinen Sal’ın, şiirlerinden sonra öyküleriyle de ben buradayım demeye başladığı zamanların ürünü bir kitap bu.
Kitapta en dikkat çeken şey, yazarın dili kullanmaktaki ustalığı sanırım. Hikâyelerin kurgusu, olay örgüsü muhteşem ilerliyor ama özellikle Sal’ın kelimelere hakimiyeti ve onları kullanırken ki rahatlığı müthiş bir okuma zevki yaşatıyor.
13 öykü arasından en beğendiğim hikâye ise, SET bölümünde geçen Hissizlik Çağı hikâyesi oldu. Hafif çaplı bir distopik öykü olan bu hikâyeden çok etkilendim. Bununla birlikte diğer öyküler de hiç de yabana atılacak cinsten değil.
Hayatta Dank diye başımıza gelebilecek tüm absürtlükleri bir de Sinem Sal’dan dinleyin.
Keyifli okumalar…