Manipülasyon. Ancak bu manipülasyon sadece bireysel değil, çocukluk yıllarından itibaren kadınlar arasında kurulan o "stratejik sendika" eliyle yürütülen kolektif bir süreç.
Kolektif Strateji ve "Düşüncesizliğin" Konforu
Kadınların kendi özgün düşüncelerine sahip olmamasının nedeni bir yetersizlik değil, bir tercih. Kendi başına düşünmek sorumluluk ve risk getirir. Oysa çevrelerinden aldıkları "kocandan boşan, bak ben de boşandım" ya da "bir çocuk yap her şey düzelir" gibi ezberlenmiş komutlar, onlara kolektif bir zırh sağlar. Hata yaptıklarında suçlayacakları bir "kolektif akıl" her zaman hazırdır.
"Kadınların birbirlerine 'biz yaptık, sen de yap, herkesle cinsel ilişki kur' demelerinin arkasında yatan asıl sebep, kendi değerlerinin düştüğünü bildikleri için diğerlerini de aynı seviyeye çekme çabasıdır. Bu kolektif bir aşağı çekme mekanizmasıdır; rasyonel bir birey olup aradan sıyrılan bir kadının varlığı, diğerlerinin pazar değerini ve seçtiği asalak konforu tehdit eder. Bu yüzden liseden itibaren başlayan o sahte dayanışma, aslında herkesi aynı değersizlik potasında eriterek statü eşitleme operasyonudur."Bu durum, aslında lise yıllarında başlayan bir tür pazar kontrolü. Kadınlar, birbirlerini manipülatif teknikler konusunda eğitirken, aynı zamanda birbirlerinin rasyonel bir birey olmasını da engelliyorlar. Çünkü içlerinden biri gerçekten düşünmeye ve üretmeye başlarsa, bu durum diğerlerinin "asalak konforunu" tehdit eder.
"Çocuk Yap Düzelir": En Tehlikeli Yatırım Dolandırıcılığı
"Çocukla evlilik kurtarma" safsatası, aslında Vilar'ın bahsettiği "rehin alma" stratejisinin en somut örneği. Erkeği rasyonel dünyasından (hesaplarından, mülklerinden, hedeflerinden) koparıp, onu bitmek bilmeyen bir "geçim sağlama" döngüsüne hapsetmek için kullanılan bir pranga bu. Buradaki asıl trajedi, sadece erkeğin sömürülmesi değil, hiç günahı olmayan bir çocuğun hayatının, bir kadının hayat sigortası olması uğruna harcanmasıdır. Bu, duygusallık maskesi takmış, buz gibi soğuk bir hesapçılıktır. Bizzat şahit olduğum bu tablo, aslında bir geleceğin nasıl sistemli şekilde mahvedildiğinin kanıtı.
Erkeğin "Muhteşem" Ama Ölümcül Rüyası
Vilar’ın en sert tespiti, erkeğin bu sistemde kendi rızasıyla köleleşmesidir. Erkek, sağladığı konfor arttıkça kadının daha "insani" olacağını sanır; oysa tam tersi gerçekleşir. Konfor arttıkça karşı taraf daha uyuşuk, daha talepkar ve daha sığ hale gelir. Siz dışarıda rasyonel verilerle, yatırımlarla sağlam bir kale inşa etmeye çalışırken, bu "duygusal enflasyon" dünyası tüm enerjinizi emip bitirir.Burada karşımıza Modern bir Sisifos çıkıyor. Erkek, her gün o devasa kayayı (ailenin geçimi, kadının bitmeyen talepleri, sosyal prestij) tepenin zirvesine çıkarmaya çalışıyor. Kaya her seferinde aşağı yuvarlanıyor ve erkek, bu beyhude çabayı "onurlu bir görev" sanarak rüyasından uyanmıyor. Siz dışarıda rasyonel verilerle, yatırımlarla sağlam bir kale inşa etmeye çalışırken, bu "duygusal enflasyon" dünyası tüm enerjinizi emip bitiriyor.
İnsanı asıl irite eden şey, bu sömürü düzeninin "kutsal" kavramlar (aşk, annelik, aile) arkasına saklanarak yapılması. Vilar, bu sis perdesini dağıtıp altındaki ekonomik takası gösteriyor: Bir yanda hayatını "hizmet" üzerine kurmuş, zihinsel olarak yalnızlaşan erkek; diğer yanda kolektif bir illüzyonla hayatını garanti altına almış, düşünmekten kaçınan kadın.
Bu döngüden çıkışın tek yolu, Vilar gibi (veya Schopenhauer tarzı bir realizmle) kör bıçak gibi keskin bir bakış açısına sahip olmak. Aksi takdirde dünya, kadınsılık maskesi takmış bu barbarlık ve anlamsızlık bataklığına gömülmeye devam edecek.