·280 syf.····Okunma: 27 Mart 2026 19:54 Gözyaşlarımı dizginleyemediğim satırlar. Yüreğime yumru oturtup,gözlerimi sulandıran yaşanmışlıklar. keşke tüm anlatılanlar uydurulmuş olsaydı, gerçekten hiç yaşamamış olsaydı. Ama maalesef her şey yaşanmış bir gerçek. Bosna savaşının acı gerçekleri.Ve bu gerçeğe sebep olan herkesten nefret ediyorum kendi adıma. Herkes suçluydu. Müslüman,Sırp ya da Hırvat olsun fark etmez. Ama bir Müslümanın bir müslümana neden bunu yaptığımı sorguladığında Leyla;ben utandım tüm insanlık adına…Kötülerin içinde iyiler de vardı ancak yaraladıkları yaşamlar her nefeste hep kanadı belkide. Belkide değil, öyle. Çünkü tanık olmayan, sadece okuyan ben bile bu kanayan yaşamın kokusunu hissediyorum içimde….
1992 yılında,16 yaşında ;yaşamının en güzel zamanlarının başladığı anda Leyla için hayat yaşanmayan yaşanmışlıkla yoluna başlamıştı.Bosna savaşında sırp askerlerin eline düşen Leyla orada toplama kampına götürülüp, sayısız insanın tecavüzüne uğrayıp, pislik içinde aç -susuz ve iğrenç insanların kokuşmuş nefesleriyle ne ölmüş ne yaşamış bir vaziyette uzun zaman mücadele etmiş. Erkeklerin iğrençlikleri ,şehvet düşkünlükleri toplu tecavüzlerin yolunu açmış. Küçük yaşında Leyla; insanların film sahnesinde bile izlememesi gereken eziyetlere maruz kalmış. Aç,susuz bırakılmak, pislik içinde yaşamak, dövmeler ve sövmeler, gözlerinin önünde başka kadınlara tecavüz edilmesi,hırpalanması ve bütün bunları bir fiilde kendisinin yaşaması tüm acı gerçekliğiyle anlatılmış. Bir tarafta yavrusunu arayan annenin çaresizliği, bir tarafta küçük yaşta bu kadar işkence ve eziyete maruz kalan Leyla’nın hikayesi insanlara karşı nefret duymama neden oldu.280 sayfa boyunca ağladım, tiksindim, kızdım, utandım. Savaşın adabının olmadığı soykırımı lanetleyip durdum…
Kötü insanların yanında iyi insanların da var olduğunu kurtarıcısına denk gelince kısmi de olsa düşündüm. Evet iyi insanlarda vardı ancak kötü insanların açtığı yaralar hepsinin üzerini toz bulutu ile kapatıyordu…Sahra mutfağında çalışan bir adamın ona iyi davranması,genelevden ve pis niyetli insanların varlığından onu koruması içimi bir nebze mutlu etti. Evet kötülerin yanında iyilerde vardı. Savaşın devam ettiği sürede onu annesinin yanına götürmesi , orada Leyla’ya sahip çıkması , sonrasında bir şekilde çocuğunun dünyaya gelmesi belki de Leyla’nın yaşaması için en güzel nedenlerdendi. Annesine kavuştuğu , göz yaşlarının sel olup aktığı ve içinde kopan korku dolu fırtınaların girdabında debelenen Leylanın hayata bağlanışı yüreğimdeki kora bi yudum su serpti. Toplama kampında sayısız eziyete maruz kalıp sessiz kalan, kendi kabuğuna çekilip kurbanlar suskunlukla donmuşlarken Leyla’nın bunları birileri ile paylaşmadı ve mahkemede iğrenc varlıklara bunların cezasını sormak için cesaret bulması belki de bir çok insan için umudun ateşini fitillemiştir.
Uzun zaman yüreğimde hislerini taşıyacağım bir gerçek hikayeyle tanışmak derinden sarstı beni. İnsanların değerinin olduğu, kadınların çocukların politikanın bir parçası olmadığı, sistematik eziyet yöntemlerinin topraklar altına gömüldüğü, insanlık sınırlarının dışına çıkılmadan savaşmak gerekiyorsa bile öyle savaşıldığı zamanlara. Amin