·496 syf.····Okunma: 27 Mart 2026 21:26 Bu kitaba karşı sürekli olarak insanların “aşırı zekice yazılmış bir kurgu, güçlü kadın karakteri var ve kitabın evreni harika,” dediklerini duydum.
Bu kitap benim hayatımda okuduğum en kötü seri giriş kitabıydı. İnsanlar kitabın evreninin harika olduğunu söylüyordu lakin kitabın evrenine dair en baba bilgileri 400 küsürlü sayfalarda elde ettik. 500 sayfalık bir giriş kitabında zihnimde oluşturmam gereken evreni son 100 sayfa kala alıyorsam ben buna harika yazılmış ve okuya işlenmiş bir evren demem. En fazla yazarın güzel hayalini kurduğu ama yazamadığı (daha doğrusu okuyucuya aktaramadığı) evren derim. Bu arada gerçekten güzel bir evren var sadece bizim bu distopik dünydan hiç haberimiz yok. Hisar kendi çalıyor kendi oynuyor biz de mal gibi bari birkaç bir şey söylese de bizi de şu kitabın içerisine dahil etse diye kendimizi yırtıyoruz. Bu kitap sanırım wattpadde ilk yazmaya başladığı kurguymuş (sallıyor da olabilirim). Eğer öyle bir durum varsa yazarın çıkış kitabı bu olur muhtemelen. Kitabın yazım dilindeki kusurların bir kısmını da buna bağladım zaten. Ve ilaven diğer kitapların bu kitaptan iyi olacağına adım gibi eminim çünkü bu kitap kadar kötü yazması imkansız.
Benim burada kolay kolay kitap gömdüğümü göremezsiniz. Ben genelde seveceğini düşündüğü kitapları okuyan ve okuduğu kitapları seven birisiyim. Bu kitabı da birçok bookstagramda gördüğüm ve kapağının çizimini de aşırı beğendiğim için almıştım. İnsanların çok sevdiği bir seri olduğu için beklentim çok yüksekti ve tüm kitapları (şu ana kadar sadece 5 kitap çıktı) temin ettim ve sanırım bu bir hataydı. Beklentimi asla ama asla karşılamadı.
Her şeye rağmen seri hakkında kesin bir hüküm yapmayacağım. Kitabın son 10 sayfası (hatta 8) sonraki kitabı merak etmeme sebep oldu. Ama ne yazık ki kitapları satın almasam ölsem alıp da okumazdım. Verdiğim üç puanı da ilk 100 sayfa ve son 30 sayfa için verdim.
Şu ana kadar tam olarak bir inceleme yaptığımı söyleyemem o yüzden şimdi asıl kanımın çekilmesine ve bu kadar düşük puan vermeme sebep olan noktalara değineyim. (İlk defa bir incelemem için bir sürü not aldım. + olarak ben genelde kitaplara 8-9-10 civarı puan veririm en düşük 6 olur, çünkü bağ kuracak bir şey bulurum. Bu kitaba bu kadar düşük vermemin sebebi gerçekten yazarın yazım dilinden ötürü kurguya çok yabancı kalmamdı.)
Öncelikle Hisar Alatav adlı karakterimiz 26 yaşında bir karakter. Ama ne zaman başka bir karakterle iletişime girse 14 yaşında liseye yeni geçmiş kendini havalı sanan kızlar gibi davranıyor. Hisar’ın kendine güvenmesi, kendini ezdirmemesi, hakkını araması falan gayet güzel şeyler fakat yazar bunu neden 26 yaşına basmış güçlü kadın karakter imajı altından değil de ergen kızların “oha bu kız ne abiiii of hisar ez beni” bakış açısı altından yazdığını anlayamadım. Ergen kızları küçümsediğimden falan değil bu arada arkadaşlar. Ben de bir ergen kızım. Bu yaz 18’ime gireceğim ama emin olun kast ettiğim ergen kelimesini yaş baabında söylemiyorum. Sanki yazarın güvendiği nokta bu kıza tutunacak, fangirllüğünü yapacak insanların olduğunu bilmesi gibi geldiği için söyledim. -kesinlikle bunu yazarı yargılamak için söylemiyorum ki ne haddime? Ben yapıcı bir eleştiri yapmaya çalışıyorum yıkıcı değil sadece böyle hissettirdiği için bu şeyleri belirttim.- (Bu söylediklerim fazla eleştiriye açık biliyorum ama doğru şekilde nasıl ifade edeceğimi tam olarak bilemedim.) Hisar güçlü bir kadın olabilir ama asla bize yansıtılmıyor. Tecrübeli bir okur (sen kimsin de tecrübeli okuru belirliyorsun diyebilirsiniz; teveccühünüz.) karakterin bize yansıtılan perspektifinin zorlama olduğunu fark edecektir. Güçlü kadın karakter; dövüşen, kıran, parçalayan, inatlaşan, küfür eden, yalan söyleyen, sarhoş olup baş kaldıran kadın karakter demek değildir. Güçlü bir kadın karakter bunların hepsini yapabilir elbette ama bunları yaptığı için güçlü olmaz. (Sonradan eklediğim kısım: Kız ilk başta çok zeki aşırı güçlü gibi bir imaj çizdi ama asla ilerki sayfalarda onu göremedik.)
Kısaca Hisar karakterinin iletişime geçtiği her karakter ergenliğini atlatamamış 14-15 yaşlarındaki çocuk gibi davranıyordu. Kusura bakmayın ama ben mafyatik bir tipi Muhteşem Yüzyıl izlerken hayal edemiyorum. Komedi karakterleri aşırı ama aşırı zorlamaydı. İlk 150 sayfada güldüğüm birkaç sahne oldu ama bir süreden sonra o kadar baydı ki size anlatamam. Ortaokul son - hazırlık (lisede hazırlık okudum) dönemlerimde yazdığım bir kurgum vardı ve komik olması gerektiğini düşündüğüm karakterler aynen bu kitaptaki “komik” karakterler gibi zorlama yazılmıştı. (O kurguyu fazla amatör olduğu için hayal defterimden çıkardım) Komedi unsuru yazılması en zor şeylerden birisi bence. Zorlaması aşırı iğreti duruyor kitaplarda. Bu beni kesinlikle çok rahatsız etti. Bu tarz bir kurgu ciddi kalsaydı, komedi olmasaydı da olurdu.
Kitapta sürekli bir anda italik fontta flashback sahne giriyor ve sahne bitince hiçbir şey yok gibi devam ediyordu. Kız aklına gelen şeyi bize asla ama asla aktarmıyor sanki hiçbir şey olmamış gibi devam ediyordu. Okuyucuyla o kadar iletişime geçmiyordu ki kitap kendimi aşırı derecede öteden beriden okuyormuş gibi hissettim. Kitapta bir şey oluyor ama biz bunu arada iki kat perde olduğu için göremiyoruz. Ve bir şey oluyor demişken, gerçekten sadece bir elin parmağı kadar şey oluyor 492 sayfada. Anlatılmaya çalışılan bir şey var ama asla ama asla okuyucuya geçmiyor 8. dereceden bir akrabamın dedikodusu kulağıma gelmiş gibi hissettim tüm kitap boyunca Aşırı derecede gereksiz uzatılmıştı. Olayları kesinlikle bize 200 sayfa daha az olacak şekilde izah edebilirdi yazar. Konu gerçekten güzeldi ama hiç güzel işlenmemişti bence. Yazarın kaleminin yeniliğinden ötürü olduğunu düşünüyorum ama keşke daha çok bir şeyler alabilseydim kitaptan. Bu arada hiçbir backstoryi beğenmedim. Çok zorlama geldiler. Belki ileride düşüncelerim değişir ama şu anda beğendiğim tek backstory panterinki.
Ben biraz da arkadaşlık ilişkilerine değinmek istiyorum. Kızın hiçbir arkadaşı bana geçmedi. İlk başta Yasmin’i kız kardeşim kadar yakın diye tanıttı, sonrasında kızdan sırlar sakladığını yalan söylediğini falan öğrendik. Ki yasmin’in de His’e karşı sırları vardı. Bunu birbirlerin alanlarına saygı duymak diyip öteleyebilirim ama bence tek sorun kesinlikle Yasminle olan arkadaşlığı değildi. Bir anda Serdal, Sanaç ve Viran karakterleri girdi ve kızla sıkı fıkı oldular. Ne alakaydı yani gerçekten? Yıllarca arkadaşlık ettiği abi figürü dediği ikizler ile arasındaki bağ 6 gündür tanıdığı bronzun ekibinden daha önemsiz ve hisardan uzak işlenmişti? Kız bir sahnede Viran’a “tıpı bıraktığını bana ne zaman söyleyecektin?” dedi. Sen kimsin abicim tam olarak, daha 6 gündür tanışıyorsunuz. 6 gündür tanıştığın insanlara trip atıp benden sır sakladınız diye hesap sorması aşırı ama aşırı saçmaydı. Herkesin 6 günde Hisar’a buzlarını eritmesi de aşırı saçmaydı. Üstelik aralarında saf ve temiz bir bağın olmasının mümkün olmadığını biliyorduk. Kız oraya bir amaç uğruna yarı zamanlı rehin gibi bir şey olarak gitti. Ama ne amacını umursadı ne de o durumu sorguladı. Her neyse kimse 6 gündür tanıdığı insana hesap soracak kıvama gelemez. Üstelik bu karakter işte mesafeli güçlü bir perspektiften yansıtılıyorsa da 6 gündür tanıdığı adamlara güvenmeyiversin zaten. Tamamen boş drama vardı orada. Gereksiz sahnelerdi kesinlikle. Ve bir anda alakasız konuşmalar giriyordu o konuşmanın yeri orası değildi. Sanki ilk diyalog yazılmış da daha sonra o konuşma boşa gitmesin diye bir kılıf uydurulmuş gibiydi. (sanaça yasmini sorduğu kısımlar) Aşırı ama aşırı saçmaydı Sanaç’a sorduğu hesap. Ben açıkçası Bronz’un oyununu anlamaya çalışıyordum ama yok bizimki Yasmin diye yırtınıyordu.
O hesap sorma sahnesinden söz almışken Bronz’a ve Bronz’un oyunlarına geleceğim. Bronz için öyle bir anlatım yapıldı ki gizlerin adamı sandım ama adam utanmasa kendini selfie çekip bana bronz derler diye paylaşacak gibiydi. Ben bu tarz karakterlerden zaten haz etmem ama potansiyeli benim hazzım haricinde yüksek bir karakterdi lakin yazar Bronz’un oyununu işlemek yerine saçma sapan bir ilişki olan Yasmin - Sanaç dinamiğini Hisar’ın üzerinden işlemeyi tercih etti. Bronz’un oyunu okuyucuya asla geçmiyordu ne alaka yani? Hiçbir derinliği yoktu sayfa dolsun diye yazılmış gibiydi. Ayrıca Bronz tutturmuş “4 vurgun, 4 vurgun,” kız asla merak edip de sorma zahmetine girmiyor, “neden benden nefret ediyorsun?” yapmıyor. Ne zaman merak edilen bir şey oluyor tam açıklanacak Hisar konuyu değişip ben merak etmiyorum umursamıyorum yapıyor tüm kitap boyunca??? BEN EDİYORUM KANKA?
Kuklacı diye bir adamın varlığından bahsedildi ve aşırı hızlı bir şekilde konu kapandı keza safa da öyle ama bence kitapta içine en çok çeken nokta kesinlikle kuklacı mevzusuydu. Yazar son 8 sayfada hiçbir foreshadowing yapmadan bir anda Kuklacıyı hatırlamış gibi geri getirdi aşırı rahatsız ediciydi bence. Ve kukla olayı da aşırı saçmaydı.
“Elinde neden kukla vardı?”
“Evinde neden kukla vardı?”
“Benim oyuncağım beni ilgilendirir.”
“Tmm,” minvalinde bir konuşma geçti. HALBUKİ EN ÜZERİNDE DURULMASI GEREKEN NOKTAYDI.
Tam hatırlamadığım için üstünde çok durmayacağım. Kitabın başında (yanlış hatırlıyor olabilirim) barkan kızdan hoşlanıyor da kız bunu fark ediyor gibi lanse edildi ama barkan kızı dümdüz öpmüş? Bilmiyorum ben mi fazla takıldım ama hoşuma gitmedi bu durum.
Albay falan attılar ortaya asla ama asla bir bilgisini vermedi yazar, ben okurken tahmin mi edeceğim yani?? Kız hapse girmiş denene göre ama yine okuyucuya bir açıklama yapılmıyor.
Detay yakalayan birisi olduğumu düşünüyorum 112. Sayfada geçen alpan aslan muhabbetiyle 339. sayfadaki bağlantılıydı ama aşırı zeki Hisar Alatav düşünmedi bile üzerinde durmadı. Sonra bir anda aslında ben bunu fark ettim de içimden geçirmedim yaptı. Ve kız sürekli düşündüğünü falan söylüyor ama düşündüğünü düşünmekten başka bir düşüncesi yok.
Diyaloglardan tekrar bahsedeceğim aşırı derecede saçmaydılar sanki sadece alıntı çıksın diye yazılmış gibiydiler. Gerçek hayatta insanlar böyle konuşmuyor :(
Her neyse bu kadardı ben kitabı distopya diye okudum ama distopya konusunda pek beslenemedim ve yukarıda uzun uzun anlattıklarım da cabası oldu. İkinci kitaba şans vereceğim çünkü hm satın aldım hem de sonu merak ettirdi ve sanırım asıl olaylar ikinci kitapta başlıyormuş. Dediğim gibi keşke daha kısa tutsaydı yazar çok büyük hayal kırıklığına uğradım. Pek keyifli bir deneyim değildi. Saygısızlık ettiysem de kusura bakmayın, okuduğunuz için teşekkür ederim.