Dostoyevski abimiz bu sefer bizi Petersburg’un o bitmek bilmeyen beyaz gecelerine hapsetmiş resmen. Bizim hayalperest eleman sokaklarda aylak aylak dolanırken Nastenka diye bir kızı buluyor ama kızın aklı başka yerde çocuksa hala bir umut peşinde koşuyor. Hani bazen bir şeye çok yükselirsin de tam olacak dersin ama elinde patlar ya bu çocuğun durumu da tam o hüsranın zirvesi olmuş. Saf saf kıza aşık olup bütün hayallerini ona bağlıyor ama sonunda yine o rutubetli odasına geri dönüyor valla içim şişti okurken.
Kızın o eski sevgilisini beklemesi ve bizimkinin de buna yardım etmesi tam bir şampiyon sabrı yani ben olsam çoktan hadi ablacım yoluna derdim. Adam resmen tek bir mutlu an için bütün ömrünü feda etmeye hazır ama sonunda yine yalnızlık kazanıyor maalesef. Neyseki kitap kısa da o melankolik havanın içinde boğulmadan kendimizi dışarı atabildik. Sonuçta imkansız aşkın ve hayal kurmanın ne kadar boş iş olduğunu anlamak isteyen varsa buyursun okusun tam bir platonik çaresizlik rehberi olmuş bayıldım.