Puan vermedi·372 syf.··
2026 16. kitabı
Bundan uzun yıllar önce, tam olarak 2406 yıl önce yazılmış bir kitap düşünün. Kitap o kadar ince bir titizlikle yazılmış ki bunca asırdır insanlar birçok dalda kitabı temel noktada referans alıyor. Felsefe, siyaset, bilim, edebiyat gibi birçok önemli konuyu içinde barındırıyor. Platon düşüncelerini hocası Sokrates ağzından bize sunuyor. Kitap on bölüm halinde ve her bölüm diğer bölümleri felsefik olarak daha da derinleştirip pekiştiriyor. Kitabın güzel yanlarına değinilebilecek çok fazla yer var fakat genel olarak incelemelere bakınca okuyucuların zaten bunlara fazlasıyla değindiğini fark ettim, aynı şeylere tekrar tekrar değinmek kimseye bir katkı sunmaz ve bence anlamsız da olur. Bu yüzden de kendimce kitapta eleştirdiğim bazı noktalara değineceğim. Platon'a göre acıyı dile getiren yazarlar, şairler insanlara kötü etkiler bırakıyor ve kötü davranışlarının bunda etkisi olur. Bu yüzden bu konuda edebiyata bir kısıtlama getirilmesini söyler. Şöyle ki, edebiyat gibi geniş bir alana sansür getirildiğinde edebiyatın nasıl gelişmesini bekleyebilirsiniz? Şu ana kadar yazılmış en iyi yazılar, şiirler acıyla harmanlananlar değil midir? Siyasi olarak da bu şekildedir, acıyı ortadan kaldırırsak o zaman yazılan sahte ama gerçek sanılan tarihleri de ortadan kaldırmış oluruz. Çocukları elden geldiği kadar koruyarak savaşa götürmenin yollarını aramak doğrudur, değil mi? (say.173) Daha çocukken onlara kanatlar vermeli ki, gereğinde uçup kaçabilsinler.(say.174) Efendiler, savaş meydanında büyüyen bir çocuğun içinde iyiliğin, güzelliğin olmasını nasıl bekleyebilirsiniz? Aksine çocuk içinde nefret, kin gütmez mi? Böylece insanlar hiç tanımadığı kişileri düşman olarak görür. Bu basit gözükse de oldukça tehlikeli bir düşünce. "Yunanlılarla yabancılar dövüşürse, buna savaş diyeceğiz; çünkü bunlar gerçekten düşmandır birbirine. Yunanlılar Yunanlılarla dövüşürse, Yunan ülkesinde bozukluk, ikilik var diyeceğiz. Bu dövüşün adı da çatışma olacak; çünkü bütün Yunanlılar dosttur aslında. (say.178)" Bu düşünce bana göre aşırı milliyetçi bir düşüncedir. Soy ve kan birlikteliğinden oluştuğu söylenilen bir dayanışma belirli bir yerden sonra faşistliğe doğru gider. Bunu ırksal farklılıklarla karıştırmayın, aynı şey değil. Efendiler, hepimiz insanız. Benim nezdimde kimse kimsenin düşmanı değildir. Ve devletlerin insanlara dayatığı aşırı milliyetçilikten dolayı nefret tohumları filizleniyor. "Bu ağlayıp sızlamaları ünlü kahramanlara değil, kadınlara, hem bayağı kadınlara ve aşağılık erkeklere bırakmalıyız. Şehrin kurucusu olarak yetiştirmeye kalktığımız kimseler, bu çeşit düşkünlüklerden iğrenmeli.( say. 77)" İster yönetici olsun ister yönetilen, her ikisi de insan değil midir? Elbet yeri geldiğinde duygularımızı dışa vuracağız. Ağlayacağız, güleceğiz, sınırımızı bileceğiz. Fakat bir şeyleri içimize atarak güçlü olamayız. Kitapta timokrasi, oligarşi, demokrasi ve zorbalık üzerine şu an bile geçerliliğini koruyan birçok iyi tespitlerde bulunuluyor. Platon Demokrasiye karşıdır bunun en büyük sebebi de Sokratesin ölümünün haksız bir demokratik oy birliğine sebep olmasıdır. Platon'a göre devleti filozof bir kral yönetmeli. İyi eğitim görmüş belirli bir grup da devleti yönetecek kişiyi seçmelidir. Basit halk çalışmalı, askerler savaşmalı, köleler sömürülmelidir. Ona göre ancak bu şekilde ideal bir devlet oluşabilir. " Yunanlı köle tutmayacağız! Öteki Yunan devletlerine de bunu öğütleyeceğiz, der. (say. 176)" Bu da soy birliğine dayanan bir ayrımcılık değil midir? Hatta Platon, bireysel mutluluğu toplumsal işlevselliğe feda eder. Ona göre bir ayakkabıcı, iyi ayakkabı yaptığı sürece mutludur çünkü topluma katkı sağlıyordur. Ancak bu insanın iç dünyasını, arzularını ve potansiyelini hiçe sayan mekanik bir bakış açısıdır. Böylece Platon ideal bir devlet kurmak isterken aslında hiyerarşik bir düzen kurmuş oluyor. Herhalde böyle bir sistemle tüm halkın mutlu olmasını bekleyemezsiniz. "Biz devletimizi, bütün topluma birden mutluluk sağlasın diye kuruyoruz. Yoksa bir sınıf, ötekilerden daha mutlu olsun diye değil. (say.116) " Aslında bu cümleyle bile Platon oluşturduğu ideal devletle ters düşüyor. Dediğim gibi kitabın güzel yanlarına değinen onca güzel inceleme zaten var. Kitap uzun zaman önce yazılmasına rağmen geçekten çok iyi bir felsefeyle yazılmış, eksikliklerini de o zamanın şartlarına göre yine de iyi buluyorum. Açıkçası kitabı bitirince kendimden utandım, o zamanın imkanlarına rağmen eğitimli insanlar çok sağlam felsefik düşünceler taşıyorlardı. Maalesef ki biz şimdiki imkanlarımıza rağmen doğru dürüst bir tartışmaya bile girişemiyoruz. Efendiler, aklıma gelenleri olabildiğince sizlere aktarmaya çalıştım. Unutmadan, eğer kötülük problemi üzerine kaliteli bir tartışma okumak istiyorsanız ikinci kitap bölümüne göz atmanızı tavsiye ederim. Son olarak da kendi fikrimi belirtecek olursam: Fikrimce ideal bir devlet oluşturmak mümkün değildir. Devletin kendi düzlemi bile başlı başına halkı çıkarları için belirli bir eksende iğneyi iplikten geçirmek gibidir. Radikal görüşler hep zıttına yakınsamıştır. Ütopik bir devlet distopik gözükebilir. Her doğan şey çürür elbet; sonsuz olmaz sizin düzen de, o da bozulur, dağılır bir gün en sonunda. Esen kalın.
DevletPlaton (Eflatun) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201932,9bin okunma
·
156 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.