Gönderi

Puan vermedi·88 syf.··
2026 16. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 28 Mart 2026 01:31
Malumdur, Ortaçağ boyunca Kilise, avrupa'nın üzerini dogmatik dünya görüşüyle sert bir kabuk gibi örtüp otoritesini kurumsallaştırma ve hakimiyetini sabitleştirme amacı gütmüştür. Kilise bunu skolastik felsefenin araçlarıyla oldugu gibi doğrudan fiziksel gücü, politik ve dinsel nüfuzuyla gerçekleştirirken dünya, dinamiklerinin kilisenin aleyhinde işlediği bir dizi dönüşüm geçiriyordu. Matbaa'dan kara vebayı izleyen Demografik dönüşümlere, dinsel karşı çıkışlardan ulus devlestleşmeye uzanan ideolojik kırılmalara, coğrafi keşiflerden sanayi devrimiyle sonuçlanan teknik dönüşümlere avrupa bilim, sanat ve teknikle üzerine örtülen kabuğu farklı zaman dilimleri ve mekanlarda engel olunamayacak şekilde çatlattı, kırdı ve bertaraf etti. Kıta içinde alt tabakanın şöyle veya böyle baskısıyla gerçekleşen bu dönüşümde, halk edebiyatı itici güç olarak önemli bir etkendi. Ortaçağın sonuna doğru Decameron, Canterbury Hikayeleri ve Carmina Burana gibi kaynağını halktan alan sanat, geleceğin dönüştürücü gücü olacak olan zamanın avrupasına ışık tuttuğu gibi onun edebi envanterinin de göz bebeği olmuştur. Carmina Burana'ya tam bu noktadan bakılmalı. Şiirler çok sade ve doğrudan. Meyhaneden kırlara, ihtiyarlardan gençlere, erkeklerden kadınlara yüzyıllar öncesinde yaşamış kıtanın sıradan halkının yaşamına açılmış küçük pencere gibi. Dünya başka bir dünyayken kader aynı kader, aşk aynı aşk, yaşlılara karşı gençler aynı gençler ve insanların tepesinde duran ihtiyarların, kralların, rahiplerin kanunlarının ölüm buyruğu, dünyayı boğan sert kabuğuna karşı insanın direnci her yıl yeniden şahlanan aynı bahar direnciymiş. Carl Orff'a ilham vermesini anlamamak mümkün değil. Oh, Fortuna (Ah Kader) youtu.be/GXFSK0ogeg4?si=...
Edebiyat
Carmina Burana Şiir, Şarkı ve BaşkaldırıKolektif · Alfa Yayınları · 201856 okunma
·
108 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.