Puan vermedi·312 syf.··Beğendi
· Kurt Kanunu yayınlandığında edebiyat çevrelerinin büyük bir kesimi Kemal Tahir' e ve eserine artık adeta düşmandı. Devlet Ana fırtınasından sonra yollar iyice ayrılmış, Bozkırdaki Çekirdek (1967) Köy Enstitüleri'ne yönelik olumsuz eleştirileriyle 'tartışma' ötesi suçlamalara sebep olmuştu. Kar Yağıyar Hayatıma' da anlattığım gibi, dargınlıklar söz konusuydu.
Kurt Kanunu İzmir Suikasti'nin romanıdır. Sezai Coşkun, Esir Şehrin Hür İnsanı'nda şöyle saptıyor: "Kurt Kanunu'nda olay (İzmir Suikastı) ve Mustafa Kemal, İttihatçıların bakış açısıyla anlatılmaktadır. Romanda Kemal Tahir, İttihatçıların İaşe Nazırı Kara Kemal Bey'i yansıtıcı kahraman olarak kullanır ve Cumhuriyet yönetimine yönelik eleştirilerini dile getirir." İlk tepki, yanılmıyorsam, Vedat Günyol'dan gelmişti. Hocam Günyol, Kemal Tahir'i 'Atatürk düşmanı' olmakla suçluyordu.
Yakından tanıdığım, edebiyat dünyasında yolumu açan Vedat Günyol ve Kemal Tahir arasında sıkışıp kalacaktım ...
Tepkiler sürüp giderken, Kemal Tahir'i ve Kurt Kanunu'nu, yönettiği Papirüs dergisinde Cemal Süreya savunmuştu. "Suç mu Atatürkçü olmamak?" diye soruyordu Cemal Süreya. Bu yazıdan sonra, Kurt Kanunu bir 'roman' olarak değerlendirilmeyecek, bütünüyle bir ihanet, suç kitabı sayılacaktı. ..
Bunca yıl sonra, Kurt Kanunu yeniden okunduğunda, bambaşka görüngülerden değerlendirilebiliyor: Kemal Tahir, büyük siyasi hesaplaşmaların ortasında, insani-bireysel sorumluluğu dile getirmektedir. Geçmişte, kimsenin pek de üzerinde durmadığı Emin Bey-Perihan ikilisi, bu romanda insanın insana sorumluluğu çerçevesinde hayli çarpıcı bir karşıtlığı yansıtır, özellikle son sahne, iki kardeşin, sorum karşısındaki o kadar trajik konumlarını yansıtır.
Aynı şekilde, İttihatçıları savunduğu ileri sürülmüş Kemal Tahir'in, iki İttihatçı'dan Kara Kemal'e olumlu nitelikler, Abdülkerim'eyse kıyıcı, karanlık bir kimlik kuşandırdığı fark edilir.
Romancı, bir söyleşimizde, Ahmet Samim'in öldürülüşünü Hüküm Gecesi'nde Yakup Kadri'nin iyi ki yazdığım söylemiş; o günkü bilgilerin kısıtlı olduğunu belirterek, "Keşke bugün yaşasaydı, yeniden yazsaydı Yakup Kadri" demişti. Abdülkerim, Ahmet Samim'in öldürülüşünde başrolü oynayanlar arasındadır.
Kurt Kanunu'nun yazılışma da tanıklık ettim. Bu eser, Kemal Tahir için, kendisiyle, yaşam serüveniyle de bir 'ödeşme' romanıydı. Hiç adeti değilken, o dönemde, sık sık 1938 "Bahriye Davası" olaylarını anlatırdı ...
imparatorluktan Cumhuriyet'e geçişte pek çok meselenin -hiç değilse- 'anıldığı' Kurt Kanunu, Kara Kemal'in siyaset üzerine enikonu yoğun ve yer yer uzun konuşmalarıyla kurulmuştur. Rauf Mutluay'ın belirttiği gibi, bu uzun konuşmalar, söylemler eserin estetik bütünlüğünü bir ölçek zedeler. Ne var ki, "İnsanlık Sorumu" adını taşıyan üçüncü ve son bölüm, Kemal Tahir'in hangi iç sancılarla meseleler karmaşasına yol aldığına işaret eder.
Selim İleri