Hayat kalitem arttı
9/10
·368 syf.··
2026 8. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Mart 2026 16:19
V. E. Schwab epey bir süredir radarımda olan bir yazardı ama nedense bir türlü alıp okumuyordum kitaplarını. Addie Larue’nün Görünmez Hayatı ile başladım sanıyordum ama 1K'daki değerli arkadaşlarım hiç haberleri olmadan beni Vahşi'den başlamaya ikna etti. Neden bu kadar uzun beklemişim hiç anlamıyorum. Kadının tek bir kitabı ile hayat kalitemin arttığını hissettim resmen. İlk 50 sayfayı okurken öyle pek sarmamıştı, beğenmeyeceğimi düşünüp üzülmüştüm ama öyle yanılmışım ki... Victor ve Eli çok iyi yazılmış karakterler. İkisi de gerçekten kötü ve zorunda kaldıkları için böyle değiller, kendileri bunu seçtikleri için böyleler. Zaten doğuştan da olumsuz kişilik özelliklerine sahiplerdi. Mesela Victor'un Angie hakkında söylediği son şeyler çok sinirimi bozmuştu başta ama sonrasında bunun da onların kötü olduklarını gösteren minik ama etkili bir şey olduğunu fark ettim. Gerçekten kötü olan kötü karakter okumak gibisi yok cidden. Diğer karakterler Victor ve Eli kadar derin değiller ancak olmaları gerektiği kadar iyiler diye düşünüyorum. Başta hiçbir karaktere karşı sevgi beslememiştim. Özellikle de Victor ve Eli sinirlerimi bozmuştu. Ama sonrasında Victor'ı sevmeye başladım. Sydney'e karşı tavırları çok tatlıydı bence. Eli'ı daha çok tanıyınca da Victor'ı çok daha haklı bulmaya başladım ben. Sona doğru yaptığı bir şey de AŞIRI iyiydi. O sahneden itibaren zaten sevgim bir anda yükseldi desem yalan olmaz. Çünkü ÇOK İYİYDİ!! Beni anladığınıza inanıyorum. Victor'la ilgili tek sorunum dış görünüşü. Yanlış anlaşılmasın ben sarışınlara bayılırım. Ancak sarı saçı Victor'a bir türlü yakıştıramadım. Üzgünüm Victor, benim zihnimde bir süre daha koyu kızıl kalacaksın. Eli'ı da başta Victor'dan daha çok seveceğimi düşünmüştüm ancak o çok önemli misyonuna başlamadan önceydi o. Kendini böyle tek aydın oymuş, tanrı tarafından seçilmiş kişiymiş gibi gören karakterler öyle böyle sinirimi bozmuyor. Bir noktadan sonra sadece sinirimi bozmaya başladı Eli. Ama kitapta da "yakışıklı" kelimesiyle anlatılıyor olmasından mıdır bilmem, çok da çekici geliyor. *Parmağını ısıran Sabrina fotoğrafı* Bu arada Victor ve Eli isimlerinin yazarın kendi isimlerinin kısaltmaları olması çok tatlı bence (yazarın tam ismi Victoria Elizabeth Schwab). Sydney zaten çook tatlı, yaşadıkları yüzünden çok üzüldüm ona. Victor'a olan güveni, şu "ev" mevzusu da o kadar hoşuma gitti ki!! Mitch, Victor'ın Sydney'i önemsemediğini söylemişti ancak ben bir abi-kardeş ilişkisi görüyorum hocam. Ya olacak ya olacak, başka yolu yok. Mitch'i de zaten sevdim. Böyle hiçbir şeyi önemsemiyor gibi görünen karakterlerin yine önemsemiyorlar gibi görünen ama aslında önemsedikleri yakın arkadaşlarının olması çok hoşuma gidiyor. Birkaç kere kalp krizi geçirmeme sebep oldu ama olsun. Kitabın sonunda da ayrı bir harikaydı kendisi. Kitap boyunca bir kere bile sevmedim diyebileceğim bir karakter varsa o da kesinlikle Serena'dır. Kendisini okumaya başladığım noktadan beri "Öl artık!!" diyerek okudum kitabı. Rezil bir abla gerçekten, anlamıyorum kızım aptal mısın öyle pat diye yabancının birine güveniyorsun??? Sabır gerçekten sabır. Mitch'in inşaatta ona söylediği şeyleri okuyunca içimin yağları eridi ve Mitch'e +1 değil +10 puan yazdım tabii ki de!! Sonda bir karakter daha gördük. Onun hakkında şu anda pek bir şey diyemeyeceğim ama ekibe dahil oldu gibi görünüyor, bakacağız. Gücü çok havalı bu arada. Karakterlerden bahsettiğimize göre kurgunun kendisine gelelim. İlk olarak, ölen bir kişinin ölüm korkusu ve yaşama isteği ile doğaüstü yetenekler kazanarak hayata geri dönmesi fikri çok iyi. O yeteneğin nasıl bir yetenek olacağını belirleyen mantık da çok iyi. Üstelik yazar, "Tamam ben sana bu yeteneği verdim," diyerek bırakmamış. Yani herhangi bir karaktere sadece vermek istediği için bir yetenek vermiş ve o karakter de zamanı geldiğinde, mesela bir mücadelenin içindeyken o yeteneği kullanıyor gibi bir durum söz konusu değil. Bu yetenekler sadece karakterlerin kişilikleri ve ölüm nedenleri değil, hikayenin sonrası da düşünülerek verilmiş. Sadece bir mücadele sırasında düşmanı alt etmek için kullanılan, yıkıma odaklı güçler biraz sığ oluyor bence söylemiş olayım. Tabii kitaba göre değişir de... Ama böyle farklı farklı, hikayeyi küçük ya da büyük pek çok farklı noktada etkileyebilecek güçlere bitiyorum!! Bu yüzden bu da benim açımdan çok büyük bir artı puandı mesela. Sonrasında karakterlerin gerçekten de zeki olması var. Şu sıralar yazarlar ana karakterlerini zeki göstermek için ellerinden geleni yapıyorlar ve biz bu yüzden diğer karakterlerin ağzından ana karakterin ne kadar zeki olduğunu sürekli sürekli olarak duyuyoruz. En en en sinirimi bozan şeylerden biri. O ana karakterin de bırakın zeki olmayı, direkt salağın önde gideni olması da cabası. Ancak bu kitapta karakterlerin zeki oldukları öyle kelimelerle gözünüze sokulmuyor. Evet, bir iki kere "en zeki öğrencilerdi" deniyor ancak bunlar en azından benim açımdan rahatsız edici değildi. Göze sokma raddesine ulaşmıyordu yani ve elbette yazarın böyle söylemesiyle de kalmıyordu. O durumda zaten bir sorun kalmıyor. Bir insan gerçekten epey zekiyse bunu anlamak için onun çok büyük bir sorunu/sırrı çözdüğünü ya da aşırı iyi bir plan Yaptığını görmek zorunda değilsiniz. O kişinin konuşmasından bile zeki olduğunu anlayabilirsiniz ya da kimi olaylara verdiği tepkilerden. Bu kitaptaki Victor ve Eli da öyleydi işte. Gereksiz tek bir olay yoktu, yazar mizah yapmakta da iyi bence. Kitaplarda ara ara komik sahnelerin olmasını seviyorum ancak bu sahnelerin ortada kabak gibi kalmaması lazım. Bu kitapta da kısa bir köpek mevzusu geçti. O sahnede gerçekten çok güldüm ve ekibe olan sempatimin de epey artmasını sağladı. Çok fazla farklı zaman dilimi var ve bunları karışık okuyoruz. Başta acaba bu kafamı karıştırır mı diye düşündüm ancak karıştırmadı, yazar onları da tam olmaları gerektikleri yerlere koymuş zaten. Bölümlerin çok kısa olması var bir de. Ben uzun bölüm de okurum sorun değil ancak kısa bölümler ayrı bir zevk veriyor. En uzun bölüm on üç-on beş sayfa civarında yanlış hatırlamıyorsam. İki sayfalık bölümler vardı ya resmen. Bir noktadan sonra bölümlerin "gece yarısına şu kadar saat kala" diye ilerlemesi çok hoşuma gitti. Until Dawn izliyormuş gibi hissettim. Ancak ben kitabın sonunda ne olacağını biliyordum. Hani okudukları kitapların son cümlelerini alıntı olarak paylaşıp başlığa "SON" yazan kullanıcılar var ya, paylaştıkları bazı cümleler de direkt spoiler olur ama kimisi pek umursamaz... İşte o kişilerden biri yüzünden kitabın son cümlesini biliyordum, onu bilince ne yaşanacağını da anlıyorsunuz zaten. Sydney'in gücünü de gücün açıklandığı cümleyi üzerine hiç nokta falan koymadan alıntı olarak paylaşan biri yüzünden öğrenmiştim. Eğer bunları bilmiyor olsaydım eminim ki kitap benim için çok daha heyecan verici olurdu, özellikle de sonu. Ancak bu haliyle bile epey heyecan verici olduğunu söylemem gerek. Kitaba on puan vermememin tek sebebi beni duygusal olarak herhangi bir şekilde pek etkilememiş olması, yoksa herhangi bir kusur bulamadım (böyle düşününce 10 puan verdiğim mangaların çoğuna da 9 puan vermiş olmam gerektiğini fark ettim). Aslında epey bir düşündüm versem mi diye, dediğim gibi çok heyecan vericiydi çünkü ama içimden bir türlü gelmeyince dokuzda bırakayım dedim. Belki bir gün bir anda on puan vermeye karar veririm, kim bilir :>. Bir üçleme olacakmış bu seri, üç kitap sürecek bir kurgusu varmış gibi gelmedi bana pek. Sanki iki kitapta bitebilirmiş gibi ama Schwab bana şimdiden güven verdi. Öyle gereksiz yere bir kitap kadar uzatmamıştır diye düşünüyorum, bir şeyler düşünmüştür herhalde. İkinci kitabı okuyunca göreceğim bunu da. Kısa sürede kitap bitirmeyi seviyorum ancak bir yandan da sevmiyorum çünkü yeterince okumamışım gibi geliyor. Sanki kitabı yarım bırakmışım gibi. Vahşi son zamanlarda okuduğum kitaplardan daha kısa olduğu için de böyle hissediyor olabilirim. İkinci kitabı da kısa sürede okuyabilirim umarım. Hesabımın özelliklerinden biri de çok sevilen ancak hiç de iyi yazılmış olmayan bazı kitapları okuyup bütün kötü yanlarını ortaya çıkarmamdı bence. Ancak böyle iyi kitaplar okudukça ve bana nasıl bir zevk verdiklerini gördükçe o kötü kitaplara olan ilgim daha da azalıyor. Bu yanımı bir gün kaybetmem umarım. Şu anda listemde iki kitap var, onlar beni kurtarır diye düşünüyorum. Schwab'ın kitaplarını okumaya başlamak 2026 hedeflerimden biriydi ve bu kadar hoşuma giden bir kitapla başladığım için çok mutluyum. Gerçi ben Schwab'ın tüm kitaplarını beğeneceğime inanıyorum, umuyorum ki yanılmıyorumdur.
VahşiVictoria Schwab (V.E. Schwab) · Pegasus · 2018612 okunma
·
804 Gösterim
5 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
dediğin çoğu şeye katılmakla birlikte bence yazar seriyi gereksiz uzatmış 🥲 ilk kitap biraz daha uzatılabilirdi, ikinci ve üçüncü kitaba da gerek kalmazdı pek. ben ikinci kitabını pek sevmiyorum yazar ana karakter kim unutmuş gibiydi, farklı farklı karakterler geldi -hepsi de sinir bozucu- eli'ın geçmişini daha detaylı görüyorduk o noktası iyiydi ama bence sırf üçleme olsun diye olayı iyice farklılaştırmaya gerek yoktu. üçüncü kitapta neler yazacak çok merak ediyorum yine de pwjdkshsksaj o da bu yıl sonu gelecek ama Türkçe'ye ne zaman çevrilir Allah bilir 🤗
Irmak
Gönderi Sahibi
filepenyez ✯ Bak daha da heyecanlandım şimdi😔
ikinci kitap cok da iyi degil ama ben yine de seviyorum ☹️ bence uzatmasina gerek yoktu asla ama sanirim victoria o kadar baglanmis ki uzatmak istiyor
Irmak
Gönderi Sahibi
İkinci kitapla ilgili yorum geldikçe kendimi sohbetten geri kalmış gibi hissediyorum, pdfini indireceğim galiba🏃🏻
Schwab okumaya baslamak istiyorum Asiri merak ediyorumda🙏 Okuyacagim insallah🤓Inceleme cok guzel olmus eline sağlıkk 🫂💗
Irmak
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim🫶🏻🫶🏻
victoru koyu kizil hayal ediyorsan sihrin tonlarindaki kell’e bayilacaksin!!
Irmak
Gönderi Sahibi
O seriye de bu sene başlamak istiyorum, Addie Larue'yu da okumak istiyorum. Okulun ve YKS'nin izin verdiği kadar Schwab yılı yapmak istiyorum bu seneyi🙏🏻
Irmak
Gönderi Sahibi
İkinci kitabı belki kitapçıdan alırım diye fiyatına bakayım dedim, 512 sayfaymış ve 600 liraymış maşallah. Konusunu da okudum, hiç beklediğim gibi değildi. Epey de sinir krizine girmeme sebep olacakmış gibi görünüyor (düşmanların zeki ve alt edilmesi güç olmalarını çok seviyorum ama bir yandan da okurken delirtiyor), haadii bakalım.