"Bak Sydney, Victor'la ilgili anlaman gereken bir şey var..."
"O kötü bir adam değil," dedi Sydney.
"Bu oyunda kimse iyi değil," dedi Mitch.
Abartısız söylüyorum, bu sene okuduğum en iyi kitap olabilir. Yazarın diline zaten sihrin en koyu tonu serisinden alışıktım, bu kitapta da yazara daha çok hayran oldum. Henüz iki kitabını okumuş olmama rağmen, en sevdiğim yazarlar arasına girdi diyebilirim.
Kitap geçmiş ve şimdiki zaman arasında gidip gelmesine rağmen oldukça sürükleyiciydi. Bence böyle yazılması da kitabı daha iyi yapmış zaten, neden-sonuç ilişkisini daha kolay kurabiliyoruz. Çoklu bakış açısının güzelliğini bu kitapta bir kez daha çok daha iyi bir şekilde anlıyoruz.
Konudan bahsetmeyeceğim, kitabın konusunu bilmeden okursanız daha çok keyif alırsınız fikrimce. Sadece eskiden çok yakın arkadaş olan iki insanın bir olay sonucu ezeli düşman olduklarını bilseniz yeter.
Evreni çok güzeldi. DÜ'lerin nasıl oluştuğu, güçlerinin neye göre değiştiği çok özgün ve özeldi. Hafif bilim kurguya kayan fantastik gibiydi türü. ( Açıklayacak başka kelime bulmadım.) Atmosferi kesinlikle karanlıktı, ben kitaplarda bu atmosferi daha çok sevdiğim için hoşuma gitti.
Karakterlerden bahsetmek istiyorum birazda, çoğu karakteri sevdim diyebilirim.Hele Victor Vale, kesinlikle en sevdiğim kitap karakterlerinin arasına girdi. Adam bildiğin yürüyen karizma. Mitch, Sydney ve Dol karakterleri de favorilerim hepsi çok iyiydi, hepsi kendine özgündü, travmaları, geçmişleri, hikayeleri olsun. Özellikle Mitch'inki beni çok üzdü, adaletin olmadığını yine ve yine hatırlamış oldum. Sydney henüz daha bir çocuk olmasına rağmen yaşından büyük işlere kalkıştı. İçlerindeki ekip ruhu harika, mükemmel, her şeydi. Hepsi