Merhabalar, kitap iki seriden oluşuyor. ilk kitap olan Arşiv
ve ikinci kitabı Azat
Kitap tam fantastik filmi olsaydı gerçekten çok izlenen filmler arasında yer alacağına eminim. Düşünsenize ölüyorsunuz, gömülüyorsunuz ve hatıralarınızla yaşadığınız her şeyle arşivleniyorsunuz. Çok heyecanlı bir eserdi... İstemsizce kitap bir an da bitiyor aşırı hızlı okunuyor ve yazarı dilin oldukça güzel tavsiye ederim...
Kıyıda köşede kalmış, pek bilinmeyen ama aslında çok iyi ve farklı bir kurgusu olan kitap. Kitabın sonu hem tatmin etti hem etmedi. İkinci kitabın olması şart gibi.
Yazarın yarattığı dünyaya bayıldım. Zaten orijinal kurgulu fantastikleri sevmemek benim için imkansız gibi bir şey. Ben bir günde bitirdim kitabı. Yani ne kadar yavaş ilerlerse ilerlesin sıkılmam imkansızdı ama eğer birkaç güne yayarak okumak istiyorsanız olaydan kopukluk yaşayabilirsiniz.
Neden fazla duyulmayan bir kitap olduğunu anlamadığım ama hayranlıktan öldüğüm bir seriyle geldim.
Uzun zamandır beni saran fantastik kitap bulamıyordum. Arşiv'e Şubat Mart gibi okumaya başlamıştım. O dönemki ruh halimden dolayı okumayı bırakmıştım. Odaklanamamıştım bir türlü. Bu ay kitap yine gözüme çarptı ve baştan okumaya başladım. Ve bir anda bitti. Şimdi neden bu kadar çabuk bitirdiğimi düşünüp üzülüyorum.
Kitabın kurgusu harika. Okumaya başlayınca bu zamana kadar okuduğum tüm fantastik kitapları düşündüm ve hiçbirinde böyle hoşuma giden bir kurguya rastlamadım. "Keşke böyle bir roman, böyle bir kurguyu ben yazmış, ben hayal etmiş olsaydım." dedim. Gerçekten kurgusuna diyebileceğim tek kelime yok. "Keşke benim olsa." modundayım. Çok özgün bir kurgu olduğunu düşünüyorum.
Yazarın dili de çok hoşuma gitti. Betimlemeler, olay örgüsü tam kıvamındaydı. Ne çok aşırı ne de çok azdı. Okurken beni boğmadı. Bir anda kitap bitti. "Keşke yayarak okusaydım." diyorum hala. Yeniden okumayı bile düşünüyorum.
Karakterleri de çok beğendim. Yazar her karakteri öyle bir oluşturmuş ki hani "Bu karakter bunu yapmazdı." dediğim bir nokta olmadı. Hepsi çizgisinde ilerledi. Olaylar gözümde çok net canlandı.
Düşünsenize ölüyorsunuz, gömülüyorsunuz ve aynı zamanda da anılarınızla birlikte bir kutuya koyulup arşivlenen bir dünyada da var oluyorsunuz. Gerçekten muazzam.
Filmi de olsaydı ne güzel olurdu. Ve keşke daha çok okuyan insanlar olsaydı. Gerçekten kıyıda köşede bırakıldığını düşündüğüm bu kitabı tüm fantastik sevenlere öneriyorum. Arşiv'in sizi de içine çekeceğine eminim.
VICTORIA SCHWAB || ARŞİV
Arşiv; iki kitaptan oluşan seri bir kitap.
Kitap kapsamlı bir konuya sahip. O yüzden buraya özetleyen bir ifade bırakmak istiyorum. "Büyük bir kütüphane hayal edin. Ölülerin, raflardaki kitaplar gibi durduğu bir kütüphane..."
Yazarla tanışma kitabım olmasıyla birlikte ilgi çekici konusuyla merak ettiğim kitaplar arasındaki yerini aldı. Yazarın; anlatım tarzına, ifade şekillerine, olay akışına, ilginç bir konuyu geçmiş ve bugün arasındaki bağlantıyı kurarak anlatmasına ba yıl dim!
Dram... Aşk... Komedi... Fantastik ögeler ... Hepsi bir bütün halinde bu kitabın içinde yer alıyor. Abartiya kaçmadan, okuyucuyu boğmadan yazılmis diyebilirim. Karakterlerin duygu gecislerindeki derinliğin; kitabın gizem, surukleyicilik, merak ve akicilik durumlarına ciddi bir katkısı olmus. Karakterlerle güldüğüm, duygulandigim ve bağ kurduğum bir kitap oldu.
Kitap aynı zamanda alışılmışın dışında, öteki dünya temalı kütüphanecilige fantastik açıdan da farklı bir bakış açısı sunuyor. Biraz dram, biraz komedi, tadında aşk, bolca merak ve fantastik bir serüvene ihtiyacınız varsa "Arşiv" tam sizlik.
Zihninizde ve kalbinizde yer edecek bu eseri okumanızı tavsiye ediyorum.
Ah Mac! Bu eşsiz yolculuk muazzamdi! İkinci kitapta görüşmek üzere
"Mezarımın başında durup dökme o göz yaşlarını
Orada değilim ben; uyku değmez bedenime."
*SPOİ
Kitabı okumaya çok çok yanlış bir zamanda başladım. Kitabın bu kadar sürükleyici olduğunu asla tahmin etmiyordum. Vize haftasındayım ve kitabı elimden düşürmediğim 4 gece oldu. Normalde bu kadar sürükleyici kitaplara ender denk gelirim ve benimde şansıma bu bir seri. İkinci kitabın çok daha sürükleyici olduğunu söyleyenler var. Okumaya zaman bulabilirsem okuyacağım. Birazda kitabın içeriğine geçelim;
Tür olarak: Fantastik/ Macera/ Aksiyon/ Cinayet..
Kitapta romantizmde bulunuyordu aslında her konuya hakim gerilim dolu bir roman okudum. Aslında konusu ilginç ama çok sağlam bulamadım. Ana karakterimiz Mac. Çoğu incelemelerde pek sevilmemiş, ben nötr olarak kaldım. Bazı zamanlarda saçma sapan hareketleri olabiliyordu. Özellikle sır saklama konusunda ve çok önemli bir görevi olduğu için bunu aksatıyor olması cidden kötüydü. Bu aksatmanin bedelini kitabın sonunda cokkk iyi ödediğini düşünüyorum.
Arşiv diye bir kütüphanemiz var. Burda ölen insanların birer kaydı çekmecelerde saklanıyor. Yani siz hayatınızın kaydını alan birer kasetsiniz ve öldüğünuz zaman buraya geliyorsunuz. Bu kasetlere Tarih deniliyor. Tarihler çekmecelerde uyuyorlar ama bazıları uyanabiliyor ve kendilerini koridorda buluyorlar. Dışarı çıkmak istedikleri zaman Koruyucular bunları arşive tekrar göndermeli. Ana karakterimiz Mac'te bir koruyucu. Fakat bazı Tarihler ciddi sıkıntı çıkarabiliyor. Kitabı okurken bende bir koruyucu olmak istemiştim. Sürekli farklı bir aksiyon içindesiniz. Kitap keşke çoğu Tarihle olan zorlukları anlatabilseydi çok daha keyifli olurdu.
Kitabın başında Owen adlı karakteri çok sevmiştim ama sonlara doğru baştan çok yanlış bir karar olduğunu fark ettim. Owen tam bir kaçıksın!
Bir
Uzun zaman önce aldığım 2 kitaplık serimle geldim.. Yazarı zaten önceki kitaplarından çok beğeniyordum ( Sihrin En Koyu Tonu + Gölgede Bir Buluşma hala üçüncü kitabı bekliyorum, çevirmiyor canım yayınevi Pegasus... Madem seriyi komple basmayacaksın, keşke hiç basmasan yarıda kalınca çok daha kötü oluyor)
Konusu gerçekten değişik, ölüler kitaplar gibi Arşiv adı verilen bir yerde muhafaza ediyor, anılarıyla. Bazen buradaki kişiler dışarıya çıkabiliyor, o zaman onların adı "Tarih"e dönüşüyor. Tarihleri yakalamakta Mackenzie'nin görevi, kitabımızın da anlatıcısı da o. Sürükleyici bir kitaptı, o yüzden direkt ikinci kitaba başladım, umarım ilki gibi sürükleyici olur
Victoria Schwab’ın kaleminde ölüm bile sessiz bir düzenin parçası. Arşiv, ölülerin anılardan ibaret olduğu, raflarda saklandığı ve bazen kaçtığı bir dünya kuruyor. İlk başta kulağa tuhaf geliyor ama sayfalar ilerledikçe bu fikrin ne kadar ürpertici ve bir o kadar da büyüleyici olduğunu fark ediyorsun. Hikayenin merkezinde Mackenzie var. Görevi, tarih olarak adlandırılan bu anıları korumak. Ama yas, kayıp ve yalnızlık onun omuzlarına fazlasıyla yüklenmiş durumda. Tam da bu yüzden kitap benim için sadece bir fantastik kurgu değil aynı zamanda bir yas hikayesi. Schwab’ın en iyi yaptığı şeylerden biri de bu zaten büyünün içine duyguyu saklamak. Atmosfer konusunda kitap gerçekten güçlü. O karanlık koridorlar, sessiz raflar, kapıların ardındaki o düzenli ölüm fikri… okurken zihnimde net sahneler oluşturdu. Yüksek tempolu bir fantastikten çok, atmosfer ve duygu odaklı bir hikaye. Karanlık, melankolik ve alışılmışın dışında bir dünya arayanlar için tam isabet.
Kitapta baş karakterimiz Mackenzie'nin görevi uyanan Tarih'leri arşive iade etmek ve dünyamızı uyanmış kafası karışmış tehlikeli olabilecek Tarih'lerden korumaktır. Dikkat ederseniz Tarih'i kesme işaretiyle ayırıp büyük yazıyorum çünkü buradaki Tarih'ler büyük harfle yazılan tarihler, yani insanlar. Ama ölmüş insanlar. Evet ölmüş, sadece anılardan ibaret olan insanlar. Konusu, ve evreni özgün ve ilgi çekici olduğu için çok beğenerek okudum.
Ölümden sonra yaşam ile alakalı tonla mitoloji, din ve fantastik hikaye olsa da çoğu birbirinden esinlendiği için ya da direkt olarak ödün(ç) alındığı için yazarın hem ölümden sonraki yaşam hemde fantastik evren olarak özgün bir evrenle geldiğini farkettiğimiz için ayrıca internetin kolaylaştırdığı etkiyle sadece ölümden sonrası senaryosu değil hayatın her alanında birbirinin kopyasından ileri gidemeyen hikayelerden, videolardan insanlardan bıkmış olduğumuz için bana kitabın özgünlüğü ilaç gibi geldi. Hatta öyle ki kitabın içindeki olaylar değil direkt olarak evren özgündü, kitaptaki kötü adamı da haini de bulmak hiçte zor olmadı benim için. Hatta bi ara Roland'a aç gözlerini etrafına bak dostum bunu anlamak bu kadar zor olmamalı diye isyan bile ettim. Ancak kötü adamı anlasam bile nasıl bir evrende olduğumu bilmediğim için olaylar nasıl gelişecek, nereye varacak diye hep merakla okudum.
Şimdilik iki kitaptan oluşan serinin ilk kitabıdır. Giriş olarak güzel bir kitaptı ve buradan sonra daha nereye varabilir ki desemde yazar ikinci kitapta daha güzel bir dönüş yaptı ve ikinci kitabın sonundan da anladığımız kadarıyla üçüncü kitapta gelecek, belki dört beşte gelir bilemiyorum ama gelirse seve seve okurum bu evrene giriş yaptığım için, bu seriyi ve bu yazarı bulduğum için mutluyum. Umarım hakettiğinden daha çok okunma sayısına
Kitabın konusu alışılmışın çok dışında ve sürekleyici. Daha çok genç kesimlere hitap ediyor diyebilirim. Farklı bir tarzda bir şey okumak isteyenlere tavsiye ederim.
Serinin ilk kitabı. İndirimden çok ucuza aldığım ve türü fantastik olduğundan, beğenmem diye önyargılı olduğum kitaplardandı. Dozu iyi ayarlanmazsa, fantastik kurgu sevmiyorum ama bunda o sınır iyiydi. Tabi arada ufak saçmalamalar yok değildi ama okadar kusura göz yumarım :)) Dili akıcıydı fakat çok hızlı okunabilen kitaplardan da değildi. Olayları iyice anlayabilmek ve o farklı ortamın hayalini kurabilmek için ister istemez yavaşlıyorsunuz. Sonuç olarak iyiki almışım, iyiki okumuşum dediğim kitaplardandı. Şuan 2. Kitaba geçiyorum. Tek üzüldüğüm seri 3 kitaplıkmış ve henüz 3. Kitap basılmamış :(
VICTORIA “V. E.” SCHWAB, aralarında beğenilen Shades evreni, Villains serisi, City of Ghosts serisi, Gallant, The Invisible Life of Addie LaRue ve The Fragile Threads of Power'ın da bulunduğu yirmiyi aşkın kitabın yazarı ve New York Times'ın 1 numaralı çok satan yazarıdır. Paris sokaklarında dolaşmadığı veya İngiliz tepelerinde yürüyüş yapmadığı zamanlarda, İskoçya'nın Edinburgh şehrinde, bir kahve dükkanının köşesine çekilmiş, canavarlar hayal eden bir halde bulunabilir.