Puan vermedi·136 syf.····Okunma: 18 Mart 2026 16:21 Spoiler içerir.
Kitap, yaşlı adam ve genç adamın diyalog şeklindeki sohbetlerinden oluşuyor. Yaşlı adam yaşı gereği edindiği deneyim ve bilgilerden kaynaklanan çıkarımlarını genç adama dolayısıyla bizlere aktarıyor. Kitapta birkaç tane ana düşünce hakim. Öncelikle insanların tüm davranışlarını dış etkenlerin şekillendirdiğini okuyoruz. Hatta bu düşünceye göre bizi biz yapan tamamen dış etkenler. Kitabın başında yer alan bu düşünceyi okurken, mizacın hiç mi etkisi yok, diye düşünmekten kendimi alamadım.
İnsanı olduğu kişi yapan şeyin doğuştan gelen özellikler mi yoksa dış etkenler mi olduğunu sorgulayıp durmuşuzdur hep. Bununla ilgili bilimsel araştırmalar olduğu aşikar. Acaba en gerçekçi sonuç ne olmuştur? Ben daima her ikisinin de etkisi olduğuna inanmışımdır. Tabii ki çevresel faktörler hep biraz daha üstün olmuştur. Doğuştan gelen özelliklerin ise geçmiş nesillerden genlerimize kodlanan özellikler olduğunu düşünmekteyim. Kitaba göre ise bu görevi yalnızca dış etkenler üstlenmektedir. Yazarın görüşü de buymuş demek, diye düşünürken kitabın son kısımlarında mizacın davranışlarımızı ve kişiliğimizi şekillendirmesinden bahsedilmiş. Peki ya yazarın görüşü ne şimdi tam olarak? Bu noktada bir ikilem yaşadım diyebilirim. Önce her şey dış etkenken nasıl olur da sonda mizaçtan dem vurulur?
Bir diğer ana düşünce insanın ne yaparsa yapsın temel amacının içindeki vicdan efendisini memnun etmek olduğu. Örneğin kendimize ihtiyacımız olmadığı halde yeni kıyafetler alırken de yoksul bir insana yardım ederken de asıl amacımız bu içsel efendiyi memnun etmektir. Herkesin vicdanı farklı şekilde tatmin olur tabii ki. Çünkü kitaba göre dış etkenler hepimizi bambaşka bireyler haline getirmiştir. Kendisine yeni kıyafet alan kişi onları giydikçe mutlu olur çünkü o, bu donanıma sahiptir ve yoksula yardım edip mutlu olan ise başka bir donanıma sahiptir. Sonuç olarak insan iyi de olsa kötü de olsa ne yaparsa kendisi için yapmaktadır. Örneğin toplum tarafından kötü ve ahlaksız olarak nitelendirilebilecek bir hareketi yapan bir insan zaten o hareketin öyle olduğunu bilir ancak yine de o hareketi gerçekleştirir. Çünkü içsel efendi bunu emreder. İşte kitaptaki bu düşünce, destekleyeceğim bir düşünce oldu. Ne yapıyorsak kendimiz için...
Son olarak kitapta hayvanlar ve insanların zihinsel olarak benzer olduğu, benzer muhakeme süreçleri gösterdiklerinin anlatıldığı kısımda karıncalardan da bahsedilmiş. Karıncaların ne kadar hünerli hayvanlar olduğunu da böylelikle öğrenmiş oluyoruz:) En kısa zamanda haklarında belgesel izlemek istiyorum.