·159 syf.··Beğendi
···Okunma: 29 Mart 2026 12:32 "Uğranılan haksızlıklara ve hakaretlere koyun gibi tahammül etmemek insanlığın başlangıcıdır."
(Sayfa: 72)
Roman, Anadolu’nun bir kasabasında başmuallimlik yapan Zehra’nın etrafında dönüyor. Zehra, idealist, disiplinli, görevine aşırı bağlı ve başarılı bir öğretmendir. Öğrencileriyle birebir ilgilenir, yeni eğitim sisteminin gereklerini titizlikle uygular. Ama tek büyük kusuru vardır: Acıma duygusunun olmaması.
Öğrencilerin en ufak hatasını, zaafını veya yoksulluğunu affetmez; onları sertçe cezalandırır, merhamet göstermez. Bu özelliği yüzünden Maarif Müdürü Tevfik Bey bile onu defalarca uyarır.
Bir gün babasının ölüm döşeğinde olduğu haberi gelir. Zehra, çocukluğundan beri babası Mürşit Efendi’ye karşı derin bir nefret besler ve önce gitmek istemez. Sonunda İstanbul’a gider ama babasını kaybeder. Babasından kalan sandıkta bir hatıra defteri bulur ve okumaya başlar. Romanın büyük kısmı bu günlük üzerinden akar. Mürşit Efendi’nin idealist genç bir memur olarak başladığı hayatı, yanlış evliliği, aile içi çatışmaları, yaşadığı hayal kırıklıkları, içkiye ve sefalete sürüklenişi anlatılır.
Acımak, Çalıkuşu kadar ünlü olmasa da bence Reşat Nuri’nin en etkileyici romanlarından biri. Kısa olmasına rağmen çok katmanlı; hem bireysel bir dram, hem toplumsal bir eleştiri, hem de ahlaki bir ders gibi. Özellikle empati ve merhamet kavramlarını düşündüren yönüyle bugün de çok güncel. Okuduktan sonra uzun süre aklınızda kalıyor ve; "Kimseyi tam bilmeden yargılamayalım" dedirtiyor.
Eğer Reşat Nuri hayranıysanız veya duygusal derinliği olan, karakter odaklı romanları seviyorsanız kesinlikle tavsiye ederim.