Alejandro Zambra’nın dilimize son çevrilen metni Çocukluk Edebiyatı, okuru yüksek sesle değil, alçak bir tonda, neredeyse fısıldayarak yakalayan bir kitap. Zambra bu kez kurmacanın arkasına saklanmıyor; baba olmanın eşiğinde duran bir adamın hem kendi çocukluğuna hem de babalığın belirsizliğine bakışını usulca açıyor önümüze.
Metin ağırlıklı olarak çocuğuna yazdığı denemelerden oluşuyor; aralara serpiştirilmiş birkaç bağımsız öykü ve tanıdık bir Zambra detayı olarak futbol anıları da eşlik ediyor bu akışa.
Benim için yazarı özel kılan şey, büyük iddialardan bilinçli bir kaçış. Duygularını abartmadan, neredeyse sıradanlığın içinden çekip çıkararak anlatması. Bu sadelik, Zambra’ya duyduğum ilginin asıl sebebi ve bu kitabın da temel taşı.
Metnin omurgası, son derece kişisel duygu ve düşünceler üzerine kurulu. Çocuğuyla birlikte dönüşen bir zihnin, kırılgan ama bir o kadar da cesaret verici duygularını izliyoruz. Bu yüzden metin herkese aynı ölçüde dokunmayabilir. Benim için de biraz arada kaldığım bir okuma oldu. Yine de yazarı sevenler için sessiz ama anlamlı bir uğrak.