kitaba adını veren öykünün yazım dili mi desem, mizahla dengelenen yapısı mı desem bilmiyorum ama tam benlik olduğuna eminim. bayılıyorum kendiyle tartışan, istihza eden karakterlere. Uzun zamandır bu kelimeyi kullanacak bir şey okumamıştım ama korkuyu beklerken öyküsü tam olarak bu kelime gibi hissettirdi ve öykü, sanki ben yazmışım gibiydi. Oğuz Atay'ın tarzı böyleyse net bir şekilde kitaplarına bayılırım. Ama neden birçok kişinin kitaplarını yarım bıraktığını veya ilgiyle okumadığını da çok iyi anladım.