Puan vermedi·431 syf.··Beğendi
· Piraye, kendi hayalleri ile ailesinin beklentileri arasında kalan genç bir kadının hayatını anlatır. Piraye aslında edebiyat ve tiyatroya ilgi duyan, daha özgür bir hayat kurmak isteyen bir genç kızdır. Ancak diş hekimi olan babasının yönlendirmesiyle diş hekimliği okumak zorunda kalır ve bu durum onun içinde hep bir eksiklik hissi bırakır. Üniversite hayatında tanıştığı Haşim ile yaşadığı ilişki zamanla ciddileşir ve evliliğe dönüşür. Başlarda her şey yolunda gibi görünse de evlilik süreci ilerledikçe özellikle Haşim’in ailesi, geleneksel bakış açısı ve beklentiler Piraye’nin hayatını zorlaştırmaya başlar. Kendi istekleri, hayalleri ve bulunduğu hayat arasında sıkışan Piraye, zamanla hem duygusal hem de psikolojik olarak yıpranır. Roman boyunca onun bu iç çatışmasına, hayal kırıklıklarına ve güçlü kalma çabasına tanık oluruz.
Canan Tan’ın dili oldukça sade ve akıcı; okurken yormayan, rahat ilerleyen bir anlatımı var. Karakterlerin duyguları abartıya kaçmadan ama etkili bir şekilde veriliyor, bu da hikâyeyi daha gerçek hissettiriyor. Özellikle Piraye’nin iç dünyası ve yaşadığı gelgitler okuyucuya doğal bir şekilde geçiyor. Yer yer hüzünlü ama kopmadan ilerleyen bir anlatımı olduğu için kitap kendini okutuyor. Duygusal yönü güçlü, hayatın içinden bir hikaye okumak isteyenler için kesinlikle okunmaya değer.