·240 syf.··Beğendi
···Okunma: 29 Mart 2026 21:43 Bir insanın geçmişiyle yüzleşmemesi, onu gerçekten masum kılar mı? Bazı suçlar zamanla silinmez; sadece daha iyi saklanır.
Cam İnciler, bir yorum üzerine karşıma çıkan ve İkinci Dünya Savaşı sırasında toplama kamplarında doktor olarak görev yapan Dr. Otto Reitmüller’in İngiltere’ye kaçtıktan sonraki hayatını ele almasıyla ilgimi çekerek aldığım bir kitaptı.
Dr. Otto Reitmüller sıradan bir doktor değildir. İnsan beyni üzerine çalışmış, insanlar üzerinde deneyler yapmış bir savaş suçlusudur. Bir savaş suçlusunun bakış açısından bir roman okuyacak olmak beni hem heyecanlandırdı hem de beklentimi oldukça yükseltti.
Roman, 1965 yılının Londra’sında bir taşınma hikâyesiyle başlıyor. Karl Braun, kendi halinde bir piyano akortçusu; tiyatro izlemeyi seven, bu konuda bilgi sahibi, dışarıdan bakıldığında oldukça sıradan biri. Ancak bu, onun kendini gizlemek için yarattığı bir persona. Aslında alanında uzman bir doktor ve çok iyi bir keman çalıcıdır. Savaşın bitimiyle birlikte yaptıkları nedeniyle yargılanacak olan Braun, bir arkadaşıyla kaçarak kendine yeni bir hayat kurar ve adeta yeni bir kimlik yaratır.
Kitabı okurken en çok zorlayan şeylerden biri, karakterin bu “sıradanlığı” oldu. Çevremizde görebileceğimiz herhangi bir insan gibi… Karısını ve çocuğunu savaş sırasında bir hava bombardımanında kaybetmiş, hâlâ onların yasını tutan bir eş ve baba. Ancak insanın aklına şu sorular takılıyor: Üzerinden 20 yıldan fazla zaman geçmişken hâlâ ilk günkü gibi yas tutan bir adam, tüm bu zalimliğin içinde nasıl bu kadar kritik bir rol oynayabildi? Hiç mi pişmanlık duymadı? Ya da duymadıysa neden? Bunları yaparken motivasyonu neydi?
Ben kitapta biraz daha bu soruların derinleştiği, karakterin kendiyle daha fazla yüzleştiği bir anlatı bekledim. Evet, kitap akıcıydı ve kendini okuttu; ancak benim beklentimi tam anlamıyla karşılamadı. Bir savaş suçlusunun yıllar süren yakalanma korkusu, paranoyası, kimlik çatışması ve yarattığı persona ile kendi benliği arasındaki yozlaşma oldukça iyi yansıtılmıştı. Ancak ben özellikle savaş dönemine dair kısımların daha detaylı ele alınmasını isterdim. Bu yönüyle kitap bana biraz eksik kalmış hissi verdi.
İkinci Dünya Savaşı dönemine farklı bir bakış açısından yaklaşan bir eser okumak isteyenlere tavsiye edebilirim. Ancak okumadan önce beklentilerini buna göre belirlemeleri gerektiğini düşünüyorum.