·288 syf.··Beğendi
···Okunma: 29 Mart 2026 22:04 Uzun bir aradan sonra okuduğum bir kitapla ilgili şiddetli bir incelme yazma isteği doğdu içimde. Hiç şüphesiz buna sebep olan ise Jon Fosse'nin sarsıcı ve etkileyici anlatımıydı.
Tam anlamıyla harika bir post-modern roman. Hatta Fosse bu kitabıyla post-modern roman tarzına da yeni bir bakış katıyor denilebilir. Roman yedi bölüm ve üç ciltten oluşan Septoloji serisinden oluşuyor. Türkçeye ilk cilt Öteki İsim ile aylar önce raflarda yerini aldı. Kitabı okumadan önce yaptığım gözlemlerden anladığım kadarıyla çoğu kişi kitabı beğenmemiş. Kitabı okuyunca bunun sebebini de hemen anladım; çoğu kişi kitabı anlamamış diyebiliyorum kitabı bitirdikten sonra.
Bu incelemyi yazmamın asıl amacı ise 1K okuyucularını bu kitabı okumaya yüreklendirmek ve anlamalarına yardımcı olmaktır. Öncelikle bu kitapta kovalayan, kaçan, zaman, mekan ve romanın diğer öğelerinin açık açık anlatılmış olmasını beklemeyin. Çünkü roman çoğunlukla roman kahramanı Asle'nin yogun monologları ve bilinç akışından oluşuyor. Bundan dolayı yazar romanda hiç nokta işareti de kullanmamıştır. Bilinç hiçbir zaman durmaz çünkü. Bu tarz kitapları seviyorsanız kitap size göre.
Asle, monologlarında geçmiş ve gelecek arasında sürekli mekik dokuyor. Biz bu monologlarla Asle'yi ve hayatını yavaş yavaş anlarken, onun resimlerini, ilişkilerini görüyoruz. Fakat yer yer başka bir yaşam sunan başka bir Asle'den daha bahseder. Tam da buralarda okurun kafası karışabilir. Fosse gerçekten o kadar ustaca yazmış ki okur ister bu Asle'yi roman kahramanının geçmiş yaşamı olarak algılasın, isterse de onun adaşı ve çok yakın arkadaşı olan başka bir Asle olarak okusun, ikiside muhteşem bir zevk sunuyor. Bu iki ayrımı bildikten sonra kitabı okumak daha bir şevkli hale geliyor. Asıl olan ise diğer Asle'nin ona çok benzeyen en yakın arkadaşı olduğudur.
Fosse'nin roman dilindeki eşsiz üslubundan, romanında kullandığı şiirsel dilinden uzun uzun bahsetmek istemiyorum, ama çok beğendim romanı ve bu kadar düşük puan verilmiş olması da açıkçası üzdü beni. Umarım onu anlayan okurun elinde hak ettiği yeri alır. Romanın buna ihtiyacı var.