Çok sevdiğim İstanbul ve acı bir öykü. Orda yaşamasam da kültürünü ve geçmişini sevdiğim her fırsatta gezip turist olarak yaşamak istediğim şehir. Son yıllarda ise hiç uğramak dahi istemediğim şehir. Sonradan eklenen iğrenç binaları, açgözlülüğün resmi gibiydi. Çok kültürlülük gitmiş yerine kültürden yoksun, her yerden göç alan bir kalabalık gelmiş bir şehir. Siyasi ve sosyal olarak içi boşaltılmış, kültürü gizlenmiş/yok edilmiş…
İstanbul benim için son yıllarda bu anlamdaydı. Bu kadar zorlukla bir daha adım dahi atmak istemediğim güzelim şehir. Düşünün bu kültürle büyüyüp sonradan şehrin talan edilmesini izliyorsunuz. Her anlamda mahvedilmek isteniyor. Ölen bir bedenin her zerresinden yayılan bir mantar enfeksiyonu gibi. Acımasız, bitirmeye kararlı! Neden bir ceset yok edilirken gidip şahit olayım derdim dostlarıma. Ya da orda olup da orayı İstanbul yapanı görmeyeceksem ne diye gidip içten içe kendimi tüketeyim, değil mi?
Orda yaşayıp da bu acıyı çekmek nedir, tahmin bile edemiyorum.
Kitaba gelelim, hızlı akan, merak içinde bırakan güzel bir roman. Kurgu ve karakterler okuyucu tarafında içselleştirilmesi kolay, keyifli bir okuma sunar. Patasana kitabını çok beğenmiştim bu eser de gayet edebi değeri olan, inandırıcı bir kurgu. Okunmasını tavsiye ederim.