Kendini ait hissettiği yeri bulmuş çoğu kişinin okurken Yusuf'a iyi dileklerini(!) ilettiği, Yusuf'u omuzlarından tutup "Ne diye hiçbir şey için çabalamıyorsun adam? Niye ot gibi yaşıyorsun?" diye sarsmak istediği kitap.
Yusuf henüz 9 yaşındayken gözleri önünde anne babası öldürülmüş ve bürokrat Selahattin Bey tarafından evlat edinilmiştir. Selahattin Bey'in eşi Şahinde'nin, evine getirilen bu gençle yıldızları barışmamış Yusuf da Şahinde'nin evdeki cazgır ve baskın tavırlarından haz etmemiştir. Aynı zamanda evin tek kızı Muazzez evlerine gelen bu çocuğa zamanla içinde sevgi büyütmüş ve bunu gizlemeye çalışmıştır.
Taşradan çıkıp şehir hayatının içine atılan Yusuf, hayatının bir döneminde zeytin işleriyle uğraşsa da yaş aldıkça bunun gelir getiren bir iş olmadığını anlar. Kitap boyunca kendisine uygun işi arar ve hayattaki amacını bolca sorgular.
Bu sıralarda Nazilli'nin zengin fabrikatörünün oğlu Şakir, Muazzez'e görücü gelir. Selahattin Bey'i kendilerine karşı borca sokup elini kolunu bağlayan baba oğul, Muazzez'i bu şekilde alabileceklerini düşünürler. Ancak Muazzez'in gönlü Yusuf'tadır ve bunu olaylar vuku bulurken Yusuf'a itiraf eder. Selahattin Bey'in borcunu ödeyip Muazzez'i bu işten kurtarmaya çalışan Yusuf, arkadaşı Ali'nin ölümüne neden olur. Şakir, Ali'yi düğün esnasında tabancayla vurmuş ancak zenginlik ve şöhretleriyle devlet kurumlarında da söz geçirebilmişlerdir.
Sabahattin Ali; kitapta fakirden alıp zenginin malına mal kattığı düzeni, adalet terazisinin sadece taşra insanına ağır bastığını çok kere vurgulamıştır.
Yusuf'un bu garip düzenin içinde kendine yer bulamayışı Muazzez ile evlendikten sonra da devam etmiştir. Üstelik artık Selahattin Bey eskisi kadar sağlıklı değildir ve artık içinde yaşadığı bu evde sadece evlat edinilen Yusuf değil, damat Yusuf'tur.