Puan vermedi·94 syf.····Okunma: 30 Mart 2026 13:30 1.ölüm; 30.03.2018,
2.ölüm; 30.11.2018,
3.ölüm; 30.05.2025.
Hayatımızdaki ölümlerin hepsinin gidenden ötürü bize de bir nasihatı oluyor. Bu üç ölümün dışında ölüm görmemiş değilim ama düşünürken bunun sadece tarihsel bir uyum olmadığını, hepsinin benim için can alıcı anlamları olduğunu fark ettim.
1. ölüm Erkutum. Erkut öldüğü gün tamam dedim, çocuklar da bu işin içinde. Bundan başka bir de hayatımda çok önemli bir karara varmama yardımcı oldu. Acıyı paylaşamamak insanı zehirliyormuş, ben o gün dedimki bu memlekette kalırsam hep böyle hissedeceğim, o zamana kadar kafamda olumladığım her şeyi kendi haline bıraktım, haliyle Bitlis'i de geride bırakmış oldum. Canım benim, 8 yıl olmuş ama sen benim için hep aynı gülüşünle zihnimde taptazesin... Dünya yalan var biraz da sen oyalan dedirttin. Ve Allah inancı olmasa bir anne babanın kaldıramayacağı acılar olduğunu da ben şahsen idrak ettim. Ve ömrü billah unutmayacağım şey, kendi acısıyla birlikte beni teselli eden amcamdı. Allah mekanını cennet etmiş ve bunu da babacığına göstermiş Erkutum. Ne güzellik. Elhamdulillah.
2. ölüm çok sevdiğim bir öğretmenim. Tam 40 yaşındaydı ve bence o yaş bir erkeğin görüp göreceği en güzel yaşı. Benim öğremenim için de öyleydi. Yeni doğmuş bir bebeği vardı. Vefat etmeden bir hafta önce beni arayip bütün hayırsızlığımı vefasızlığımı saydıktan sonra, Konya'ya gel tiyatro gör kızım demişti böyle övmüştü sergileyecekleri oyunu. Gelirim dedim vallahi. Giderdim. O bana okulda çok şeyler öğretti ama vefatıyla da az şey öğütlemedi. Hayatının baharında gitmek de var dedirtti... Öldükten sonra fırsatınız olsa, ben bile gittiysem kızım derdiniz. Hızlı yaşadım genç öldüm. Tam size göre. Ben hala sizi omzunun üstünden küçümsemeye çalışan büyük bakışlarınızla hatırlıyorum. Çok sevdiğim öğretmenim gözümün önünde yaşlanmadı derdim. Kim bilir belki bir gün.
3. ölüm. Canım ciğerim bavukeağmeyim. Onun ölümüyle de sevenlerin hiç istemeden de olsa ayrılabileceğini gördüm. Ben zannediyordum ki iksinden birine bir şey olursa diğeri de hemen o sn gider. Dayanılmaza nasıl dayanıldığını gördüm. Babaannemin genç kız gibi peşinden nasıl ağıtlar yaktığını gördüm. Ben ikisinin sevgidiyle hep gurur duyduğumu sanıyordum ama neredeyse cenazede yüzümü güldürdü bu. Sevmek doya doya sevmek hakkınca sevmek çok müthiş bir duygu. İnsan o zaman hüzünlü kırık ne bileyim mutsuz üzülmüyor. Sadece özlemekten çatlıyor ama onun tadını babaannemde görüyorum ben. Dedemin vefat haliyle gurur duyuyor o da. İnşallah onun gibi vefat edebilirim diyor. Bu nasıl bi benzeme isteği ya rabbim diyorum. Ama dedeciğim, hiçbir şey bu kadar toz pembe değil. Sen bizden iyi biliyorsundur ve belki bizim yüzümüzden azabını çekiyorsundur. Bu beni günlerce uyutmadı. Ama sonunda ikna oldum. Bizler melek değiliz sen melek değildin. Allah bizim yüzümüzden sana azab etmesin ne diyeyim.
33 yılda kaç ölüm gördüm bilmiyorum ama bu 3 ölümü kitabın başlığına bağladım. Yoksa ilk sarsıldığım ölüm yine çok sevdiğim, varlığıyla büyüdüğümüz iki aylık kardeşimizin ölümüydü. Gece son nefesini verdi sabah okula gönderdiler bizi. Belki iyi olmuştur görmemek. Ben hep bana benzettikleri için çok mutlu olurdum, çok güzel, senin bebekliğinden bile güzel diyordu annem. Kardeşimi ablama benzettikleri için iyi diyordum Hatice de bana benzeyecek oh mis. Bunu yazarken bile içim cız ediyor. Çok seviyorduk hepimiz. Sonra büyük dedemizin ölümü peşine geldi ve ben o zaman on yaşındaydım. Hiç cenazesine bile götürmediler bizi. Halbuki en çok bizi seviyordu biliyorum, hep bizim evimizdeydi sonra saçma sapan bir inatla sırayla aldı büyük amcalar, ne kızıyorduk ama babam bir şey demeyince bizi kim dinler. Anneannemin ölümünde lisedeydim, daha çok şunu hissettim, ölüm bu kadar kolay kabullenilen bir şeymiymiş. Çocuklar anne babalarının ölümünü bu kadar kolay mı kabullenirmiş... Sonra Erkut sonra Mesut hocam. Pandemi de dayım araba kazasında öldü. Üstelik daha bir hafta önce hastaneden çıkmıştı, tamam virsüsü yendi diyemezmişiz. Ecel birdir değişmez dedirtti. Dedemi günlerce sayfalarca anlattım zaten... Ondan iki ay sonra teyzem vefat etti ama onu da garip bir şekilde hissettiğimi hatırlıyorum. Bir gün önce kendi kendime dedim ki neden hep erkekler kalp krizi geçiriyor. O an aklıma annem geldi ve susturdum kendimi, zihnimi. Ertesi gün teyzem kalp krizini atlatamadı. Kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi. Neden bilmiyorum. Belki çok kendi halinde olduğu içindir. Bilemiyorum. Çok çok üzüldüm çünkü kendi kendime ağlayabildim, daha önce dayımın cenazesinde ağlayamamıştım ve ya bu amcam olsaydı diye ağlamıştım. Gözyaşımın kendiliğinden akmasından üzüldüğümü anladım.
Hayat garip. Birinin gidişi kalan da neler neler yaratıyor. Belki bunların hepsi başkasına göre çok hafif acıdır. Fazlasını düşünmeye korkuyorum. Görelim mevlam neyler....
Tolstoy ölümü hissettiriyor. Böyle bir şey evet diyorsun, ölümü o kadar normale indirgiyor ki evet tam da bu oldu dedirtiyor. Özellikle dedeme olan buydu. Sakin sakin, kabullene kabullene. canım benim. Mekanın cennet olsun.