·132 syf.····Okunma: 30 Mart 2026 14:23 Stoacılara göre felsefe yaşayan bir canlıdır. Mantık, bu canlının kemiklerini ve sinirlerini, fizik etli bölgelerine, ahlak ruhunu oluşturur.
Marcus Aurelius Antoninus, halka ve kendisinden olmayana yaklaşımında hoşgörü benimsedi. Herkesin eşit ve özgür olduğu inancı ve hepsinden çok doğayı bilip anlayarak yaşamaya çalışmasıyla, her şeyin değişiminin, gelişiminin ve varoluşunun ortasında insan koymasıyla, gösterişten uzak sade bir hayat yaşamasıyla bir stoacı olarak yaşadığı söylenebilir.
Kitabı okurken olay örgüsü olmaması, sadece öğütlerden oluşması sebebiyle çok hızlı okuduğumu söyleyemeyeceğim. Ama öyle güzel öğütler vardı ki okurken işte bu beni ifade ediyor, bunu hayatıma uygulamam gerek dememe sebep oldu. Kitapta stoacılık ana fikrinden ilerleyerek; doğayla bağlantılı olduğunu unutmadan, yargılardan arınmak, ölüm her an yakalayabilirmiş gibi ama bunu güzelleştirerek hayatı doyasıya yaşamak, iyinin kötünün olaydan ziyade düşüncelerinle belirlediğini farketmek, herşeyin doğadan geldiğini ve yine ayrıştırılarak doğaya gideceğinin farkına varmak, öfkeden kudursan bile kimsenin umrunda olmayacağı ve hiçbir şeyin değişmeyeceğini belirterek ilerliyor. Altını çizdiğim ve kalbime dokunan çok cümle oldu. Beş iyi imparatorun en sonuncusu ve tanınanı olan Marcus Aurelius stoacılık felsefesine bağlılığı ve uygulamasıyla oldukça alçakgönüllü bir filozof imparatordu. Kitapta beni etkileyen sözlerden bazılarıyla incelemeyi bitirmek istiyorum.
- “Seni üzen şey olaylar değil, onlar hakkındaki düşüncelerindir.”
- “Kontrol edemediğin şeyler seni ilgilendirmez.”
- “Hayatın, zihninin düşündüğü kadardır.”
- Ey insan, bu büyük kentte yurt açtın. Üç yıl veya beş yıl fark eder mi? Çünkü onun yasalarına göre herkes eşit. Bir oyuncunun, onu işe alan yönetici tarafından hastaneden alınmasına benzer bu ama ben yalnızca üç perdede oynadım, beşinde değil ünlem doğruyu söylüyorsun, ama yaşamda üç perde bütün oyun anlamına gelebilir. Çünkü her şeyin sonunu belirleyen, seni vaktinde bir araya getiren ve şimdi de çözünmenden sorumlu olan şeydir. Her ikisinden de sen sorumlu değilsin. Bu yüzden zarafetle ayrıl sahneden, zira seni sahneden alanda da var aynı zarafet.